Yüksel Akkaya
Yüksel Akkaya Yazıları Arşivi


İktidar savaşlarında bir turnusol kağıt: ERGENEKON Yazdır E-posta

Ergenekon turnusol kağıdı çok işlevsel olabilecek özellikler taşıyordu. Sap ile samanın karıştırıldığı, at izinin iti izine, it izinin at izine karıştığı bir ortamda topluma gerçekten yana olanları hatırlatacaktı. Cumhuriyet mitinglerinin naif katılımcılarına da, yoksulluk edebiyatı ile yoksulları daha da yoksullaştırıp, onları ihsan-biat ilişkisine sokarak kimliksizleştirilen insanlarına da bir başka dünya olduğunu, gözlerin bir de oraya çevrilmesi gerektiğini gösterebilecekti. Ama bu olanak hala var.

Devamını oku...
 
Resmi sol tarih ve 15-16 Haziran başkaldırısı Yazdır E-posta

“Resmi sol tarih” için 15-16 Haziran Başkaldırısı büyük bir zaferdir! Bu olaya yönelik yazıların tüm özeti bu “sihirli” cümlede vücut bulur!.. Doğru mudur? Kısmen!... Kısmen ya da tamamen doğru olup olmaması önemli değil, önemli olan “resmi sol tarihte” bu büyük başkaldırının yeterince anlaşılamamasıdır. Anlaşılamadığı için de önemli dersler çıkarmak, yeni politikalar oluşturmada bu eylemi rehber almak yerine, bildik, sıradan zafer şarkıların anlatıldığı bir hikaye uydurulmuştur.

Devamını oku...
 
Tarihi 1 Mayıs afişlerinden okumak Yazdır E-posta

1 Mayıs, Dünya’da dinsel bayramlardan sonra en çok kabul görmüş bir başka özel gündür. Bugün itibari ile yüzden fazla ülkede tatil kabul edilmiş, işçiler için “kutsal” bir gün olarak belleklerde yer edinmiştir. Ancak, 1 Mayıs’ın tarihi basit bir bayramlar, tatiller tarihi değildir. Yüz yılı aşkın geleneğinde 1 Mayıs’ın tarihi hem ülke tarihleri açısından, hem de dünya tarihi açısından çok önemli ip uçları verir: ülkeler bazında sınıf mücadelelerinin dönemeçleri, dünya bazında sosyalist kamp ile kapitalist kamp arasındaki gerilimleri 1 Mayıslar üzerinden okunabilir. Bu okuma için bize gerekli olan en önemli malzeme 1 Mayıslar ile ilgili “ikonografi”dir. 1 Mayısların simgesinde dönüşmüş olan bu ikonografiler ülke bazında zengin bir imge ve simge sunmaktadır bize.

Devamını oku...
 
KESK'i ve bağlı sendikaları niçin yıkmalıyız? Yazdır E-posta

Kapitalist cenahın “organik aydınlarının” da artık bir krizden yüksek sesle söz ettiği bir dönemde, “seçim” sürecine girmiş olan KESK ve bağlı sendikaların “uykuya” yatmış olması anlaşılır bir tutum olmasa gerek. Seçim sürecini ileri sürüp, bu söyleme şu veya bu şekilde müdahale etmemenin sendikacılık ile ilgisi yoktur. Olan bir “koltuk” kavgasıdır.

Devamını oku...
 
Makina kırıcılardan, insan kıyıcılara Yazdır E-posta
1990’lı yılların ortasında Dünya’da yılda ortalama 1.2 milyon civarında emekçinin iş “kazası” nedeni ile “öldüğünü” ifşa eden UÇÖ/ILO, izleyen yıllarda bu sayıyı 2 milyona çıkarmak zorunda kaldı. Bu aslında şunun da itirafıdır: son çeyrek yüz yılda iş kazaları nedeni ile sermaye cephesi yaklaşık 50 milyon işçinin ölümünü kabul etmektedir. Bu sayı 20. yüzyılın savaşlarındaki kayıplar ile karşılaştırıldığında çok daha anlamlı olur.
Devamını oku...