Haluk Gerger
Birinci perde kapanırken Yazdır E-posta
Türkiye’deki iktidar kavgasının bir dramatik perdesinin daha sonlarına yaklaşıyoruz. Dişleri sökülmüş, içlerindeki sapkın ya da açığa çıkmış, yıpranmış unsurlardan temizlenmiş ve istikrara kavuşturulmuş taraflardan bir yeni ortaklık inşa ediliyor diyebiliriz. Acaba ikisinin bu emperyalizmce yeniden yapılandırılmış ortaklığı, liberal Türk-İslam sentezi olamaz mı? Dişleri sökülmüş ama ortak pençeleri içeriye karşı bilenmiş bir tür yeni uzlaşma ve buna dayanan bir yapılanma?.. Unutmamak gerek; yerel sermayenin de emperyalizmin de tarafların her ikisine de gereksinimi var...
 
ABD terbiye ediyor Yazdır E-posta

Kemalist-şovenist-militarist odağın nasıl terbiye edildiğini görüyoruz; eski günlerin tam bağımlılık-tetikçilik günlerine çekme ameliyesi “Ergenekon Operasyonu” ile gerçekleşiyor. Ayıklanan ayıklanıyor, yıpranan, yoldan çıkan, fazla deşifre olan eskiler hurdaya çıkarılıyor, kimileri cezalandırılıyor, Soğuk Savaş Güvenlik Aygıtı yeniden örgütleniyor, Küreselleşmeye, “Terörle Savaş”a, neo-liberalizme ve AKP türünden bir iktidara yapısal olarak uyarlanıyor.

 
Kriz ve Sosyalistler Yazdır E-posta

Bugün, krizin nasıl karşılanması ve süreç içinde ne yapılması gerektiğinin ciddi bir tartışmasına girmek gerekiyor. Kuşkusuz krizin, bugünün yapısal ve konjonktürel özellikleri bakımından kavranması, Marksizmin analiz araçlarını bu çerçevede uygulama yetisinin geliştirilmesi gibi ciddi entellektüel çaba gerektiren hazırlıklar gündemin başında yer almalı. Ne var ki, bunun sorunun sadece bir boyutu olduğu da unutulmamalı. Marksistler, buradan hareketle değiştirmeye yönelik sonuçlar çıkartmak durumundadırlar. Devrimciler, sınıf mücadelesinin geliştirilmesine, Sınıf hareketinin daha üst düzeyde inşasına, örgütlülüğün güçlendirilmesine, kısacası ve açıkçası, Devrim’e ilişkin sonuçlar peşinde olmalıdırlar.

 
"Füze kalkanı" ve Türkiye Yazdır E-posta

Dick Cheney’in Türkiye ziyaretiyle birlikte ABD'nin füze kalkanı projesi yeniden gündeme geldi. Haluk GERGER, füze kalkanı projesini ve planda Türkiye'nin rolünü, Mavi Defter için yorumladı: "Şimdi ABD; İran, Kuzey Kore gibi ülkelerin gelişmekte olan füze programlarını bahane ederek, “füzesavar sistemleri”ni yeniden devreye sokmaktadır. Bu yeni gelişme, özünde, ABD’nin dünya hakimiyetine yönelik büyük saldırısının stratejik bir parçasını oluşturmakta, başta Rusya ve Çin olmak üzere bütün olası askeri rakiplerini hedef almaktadır. Söz konusu yönelim, Kuzey Amerika’ya görece bir savunma altyapısı kazandırarak, ileride, topyekûn bir nükleer kapışmayı göze almayı, böylesi bir savaştan da olabilecek en az zararla çıkarak nükleer felakete uğratılmış dünyada rakipsiz üstünlük kurma hedefini içermektedir. "

 
Marksizmin güncelliğini savunmak Yazdır E-posta
*Emek Araştırmaları Merkezi Girişimi tarafından 2-3 Şubat 2008 tarihlerinde Ankara'da yapılan “Manifesto'nun 160. yılında Marksizmin Güncelliği” başlıklı bir sempozyumda yapılan konuşmanın metni.
 
"Türk Sorunu" "Türk Krizi"ne dönüşürken Yazdır E-posta
 
"Türk Sorunu" sürüyor: Çöken psikolojik savaş ve sonrası Yazdır E-posta

Anlaşılıyor ki, ABD’nin “kırmızı çizgileri” kan kırmızıdır... Türkiye’ninkilerse, çizgi bile değildir. Pembe dahi hiç değildir... Aynen, Güneyli Kürdün, Talabani’nin, Barzani’nkiler gibi... Emperyalizm, sizin çizgilerinizi, sizi her an boğmaya hazır urganlara, zincirlere dönüştürüverir el çabukluğuyla ve feleğiniz şaşıverir...

 
Türk Sorunu Yazdır E-posta
Bakın “Ora”ya, bakın “Kürt Sorunu”na, Kirli Savaş’a ve içine kıstırıldığımız çözümsüzlüğe, “Türk Sorunu”nu bütün çıplaklığıyla göreceksiniz. Kürdün trajedisinde, kendi çok boyutlu yıkımınızın, kırımınızın dramını göreceksiniz...
 
Amerikan seçimleri Yazdır E-posta

Yine de bugünkü seçimlerin ilginç bir özelliği var. 2008’de bir kadının ya da (Kenya’lı bir baba ile beyaz Amerikalı anneden doğma) bir siyah derilinin Başkan seçilme olasılığı yüksek görünüyor. Bu ikilinin Demokrat Parti’yi (başkan ve yardımcısı adayları olarak) birlikte temsil etme olasalığı da düşünülmeli. Bugün bu iki adayın bu denli önde olmalarının bile ABD açısından büyük anlamı var.

 
Ergenekon Ne Ola ki? Yazdır E-posta
Psikolojik Savaş Aygıtı’nın karanlık delhizlerindeki “oyun içindeki oyunlar”ı bilemediğimiz için “Ergenekon Operasyonu” konusunda acele ve kesin yargılara varmak bizim açımızdan yanlış olur. Yine de, “dereyi geçerken at değiştirilmez” sözünün bu konuda pek de geçerli olmadığını söyleyebiliriz. Bir başka ifadeyle, karşımızda bir yapısal düzenleme ve buna bağlı personel değişimi var gibi görünüyor. Yani, yapısal bir dönüşüm, psikolojik savaşın ve kurumlarının, bu yerleşik, gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış Yapı’nın tasfiyesi sözkonusu değil. Susurluk bağlamında, bir yabancı yayın organının sözünü ettiği, “Türkiye bağırsaklarını boşaltıyor” türünden bir yanılsamaya bu kez herhalde düşmek yersiz.  Bu bakımdan, “idari düzenleme,” “personel değişimi,” “kadro yapılandırması” gibi ifadeler daha iyi anlatıyor gelişmeleri. Deredeki dar geçit geçilmeye çalışılıyor ve her mukadder tökezlemede at da değiştiriliyor.
 
Kriz kapıda, sol nerede? Yazdır E-posta
Türkiye’yi böyle bir global kriz ortamında bekleyen yıkımı tartışmaya bile gerek yok. Hatta Türkiye’nin büyük krize dünyadan önce teslim olacağı bile söylenebilir. Rejimin son (sözde demokratik) dayanağı AKP’nin bu bunalıma dayanamayacağı ortada. Bu nedenle uzun zamandır burjuvazi yeni bir “sol parti”den “sağda birleşme” projelerine uzanan sigortaları devreye sokmaya çalışıyor ama geç kaldığı ortada.