Her ayın 1'indeHer ayın 15'inde
|
|
Sungur Savran
|
|
Ergenekon’un ardındaki dinamikler o kadar açık ki birçok sol hareket ilk bakışta doğru bir teşhisle bunun hakim sınıfların iki kampı arasındaki mücadelenin ürünü olduğunu söylüyor. Bizim 2006 sonundan bu yana yaptığımız niteleme, yani yaşananın “burjuvazinin siyasi iç savaşı” olduğu gerçeği, artık düzenin temsilcileri saflarından olsun, soldan olsun, birçok kişi tarafından, mecaz düzeyinde dahi kabul görüyor. Buraya kadar güzel. Ama iş burjuvazinin savaşan iki kampında hangi güçlerin yer aldığının açıklanmasına gelince her şey değişiyor. |
|
|
Haluk Yurtsever
|
|
ABD, 5 Kasım 2007 itibariyle; AKP ile Genelkurmay’ı hem kendi Ortadoğu stratejisine bağlamış, hem de bu iki odak arasında uzlaşma sağlamıştır. Uzlaşma, çelişkilerin ve çatışmaların yok edilmesi anlamına gelmemekte, mevzi savaşları yeni biçimlerde sürmektedir. Ama sınırlar çizilmiştir. Bütün atlara oynayan ve hiçbir durumda kaybetmeyecek olan şimdilik ABD’dir. AKP ve TSK, birlikte ve ayrı ayrı ABD karşısında bugün dünden daha güçsüz, ABD’ye dünden daha muhtaç ve mahkûm durumdalar. Büyük bir bilgi kirliliği ve karmaşa içinde Türkiye, ABD hedeflerine uygun bir kıvama getirilmekte, çıkıntılıklar düzlenmektedir. |
|
|
Haluk Gerger
|
|
Türkiye’deki iktidar kavgasının bir dramatik perdesinin daha sonlarına yaklaşıyoruz. Dişleri sökülmüş, içlerindeki sapkın ya da açığa çıkmış, yıpranmış unsurlardan temizlenmiş ve istikrara kavuşturulmuş taraflardan bir yeni ortaklık inşa ediliyor diyebiliriz. Acaba ikisinin bu emperyalizmce yeniden yapılandırılmış ortaklığı, liberal Türk-İslam sentezi olamaz mı? Dişleri sökülmüş ama ortak pençeleri içeriye karşı bilenmiş bir tür yeni uzlaşma ve buna dayanan bir yapılanma?.. Unutmamak gerek; yerel sermayenin de emperyalizmin de tarafların her ikisine de gereksinimi var... |
|
|
Yüksel Akkaya
|
|
Ergenekon turnusol kağıdı çok işlevsel olabilecek özellikler taşıyordu. Sap ile samanın karıştırıldığı, at izinin iti izine, it izinin at izine karıştığı bir ortamda topluma gerçekten yana olanları hatırlatacaktı. Cumhuriyet mitinglerinin naif katılımcılarına da, yoksulluk edebiyatı ile yoksulları daha da yoksullaştırıp, onları ihsan-biat ilişkisine sokarak kimliksizleştirilen insanlarına da bir başka dünya olduğunu, gözlerin bir de oraya çevrilmesi gerektiğini gösterebilecekti. Ama bu olanak hala var. |
| |
|
|
Fuat Ercan
|
|
Yazarımız Yüksel Akkaya’nın yeni bir kitabı yayınlandı: KAPİTALİZMİN HAPİSHANELERİNDE ÖDÜNÇ HAYATLAR – Sınıf Mücadeleleri, Avrupa Birliği, “Küreselleşme” (Eksen Yayıncılık). Bu önemli kitaba önsöz’ü de bir başka yazarımız Fuat Ercan yazdı. Biz de kitabı Fuat hocanın yazısıyla tanıtalım dedik. |
|
|
Temel Demirer
|
|
Kardeşlerim, Dostlarım, Yol Arkadaşlarım,Ökkeş’ten, 17’lerden yani İbrahim Kaypakkaya’nın yoldaşlarından söz etmek istiyorum sizlere; yani hayattan, isyandan bugünden ve gelecekten söz etmek istiyorum... |
|
|
Sibel Özbudun
|
|
Siz bakmayın, dünya nüfusunun beşte birini teslim alan açlığı dünya hükümranlarının ve onların denetimindeki yardım kuruluşlarının palyatif bağış kampanyaları, Çokuluslular medyasının da “yağmur yağmadı, böyle oldu” magazinciliğiyle geçiştirme gayretlerine. Günümüz açlığı yapısaldır, kroniktir ve tabanı durmaksızın genişlemektedir; nedeni ise tektir: bizatihî, yoksulluğun tabanını durmaksızın genişletirken, serveti giderek daralan bir kesimin elinde ölçüsüzce yoğunlaştıran neo-liberal kapitalist sistemin işleyişi… |
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 18 Toplam: 106 |