Her ayın 1'indeHer ayın 15'inde
|
|
Temel Demirer
|
|
Yeniden, bir kez daha, fırtınaların ve büyük alt üst oluşların eşiğindeyken; ya da tarih yeniden hızlanıyorken; veya rüyalarımızı gerçekleştirmenin imkânları (elbette tehlikeleriyle) karşımıza dikiliyorken; hasılı açlık ordusu yeniden yollara düşmüşken sizlere nelerden söz edebilirim? En iyisi, en doğrusu söze Nâzım Hikmet’in, “Açlık Ordusu Yürüyor” dizeleriyle başlamak: |
|
|
Afşar Timuçin
|
|
Afşar Timuçin'le söyleşimizde bu kez eskiçağlardan bugüne felsefenin yaşadığı dönüşümleri konuştuk. Eskiçağ felsefesinin ayırtedici yanları, yeniçağla birlikte yeni bilimlerin felsefeden koparak kendi yöntemlerini geliştirmeleri, 20. yüzyılda felsefenin yaşadığı çöküş, söyleşimizde konuştuğumuz konulardan birkaç başlık... |
| |
|
|
Sibel Özbudun
|
|
Modernitenin köklü mitoslarından biri, “ilkel/geleneksel” zihniyetin kutsallar, dogmalar, adetler, gelenekler vb.nin yönetiminde statik bir kurgu iken “modern” zihnin kuşkuculuk, sorgulayıcılık, dinamizm, akılcılık, eleştirellik, değişkenlik, ilerleyicilik…vb. niteliklerle tanımlandığı yolundadır. Oysa modernitenin kendisinin de yabana atılmayacak kadar dogması, “doxa”sı,[2] sorgu-sual tanımayan önkabulü olduğu gerçeği, artık yabancımız değil. Tıpkı nihayetinde onun da bir sınıfsal “mamûl” olduğu, bir sınıf egemenliğinin (XVIII. yüzyıl ve sonrası Batı burjuvazisi) ideolojik tahkimatını oluşturduğu gerçeği gibi… |
|
|
Varlık Özmenek
|
|
Türkiye’nin muhalefetsiz gündemi; “çılgın”lıklar ile “aptal”lıklar arasında sarkaçlanıyor, mekik dokuyor; gözbağı örüyor. |
|
|
Temel Demirer
|
|
Günlerdir düşünüyorum: Kızıldere’nin 36. yıldönümündeki anma toplantısında ne diyeceğim? Ne diyeceğim, nasıl anlatacağım bizim Kızıldere’yi; 36 yıl sonra “ateşin ve ihanetin içinden”... Bunun çok zor olduğunu biliyorum; ama yine “imkânsızı isteme cüreti olan” Kızıldere’yi size süsleyip, püslemeden olduğu gibi anlatmayı deneyebilirim... Evet, evet imkânsız (denileni) tutkuyla isteme pratiği olarak Kızıldere öncelikle; V. L. Lenin’in, “Zor olan başarılır, imkânsız olan vakit alır...”; ya da Karl Liebknecht’in, “Mümkünün son sınırlarına, imkânsızı elde etmek için çabalayanlar ulaşabilir ancak. Gerçekleşmiş imkânlar, zorlanmış imkânsızlıkların sonucudur...” diye betimlediğidir... |
|
|
Haluk Gerger
|
|
Bugün, krizin nasıl karşılanması ve süreç içinde ne yapılması gerektiğinin ciddi bir tartışmasına girmek gerekiyor. Kuşkusuz krizin, bugünün yapısal ve konjonktürel özellikleri bakımından kavranması, Marksizmin analiz araçlarını bu çerçevede uygulama yetisinin geliştirilmesi gibi ciddi entellektüel çaba gerektiren hazırlıklar gündemin başında yer almalı. Ne var ki, bunun sorunun sadece bir boyutu olduğu da unutulmamalı. Marksistler, buradan hareketle değiştirmeye yönelik sonuçlar çıkartmak durumundadırlar. Devrimciler, sınıf mücadelesinin geliştirilmesine, Sınıf hareketinin daha üst düzeyde inşasına, örgütlülüğün güçlendirilmesine, kısacası ve açıkçası, Devrim’e ilişkin sonuçlar peşinde olmalıdırlar. |
|
|
Varlık Özmenek
|
|
Türkiye’de gündemin özü: Solkırım! Emekkırım! Emekdeğer kıyım! Özsansür! Türkiye muhalefetsiz. 12 Eylül terörizmasının tarihi-kültürü, toplumu, bireyi saran çürüten üç kolu: . Belleksizleştirme . Örgütsüzleştirme . Saygınsızlaştırma Tarih, toplum, birey perişan, yerlerde… |
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 37 - 54 Toplam: 106 | |