Her ayın 1'indeHer ayın 15'inde
|
|
Sibel Özbudun
|
|
Bugün kıtada, yükselen sol dalgaya eşlik eden, popüler bir kadın hareketinden söz etmek mümkündür. Bu hareketin başlıca aktörleri, ana gövdesini en “dışlanmışlar”ın, yani yerli ve siyahî kadınların oluşturduğu, kırsal ve kentsel yoksul kadınlardır. Bu kadınlar, sınıfsal, kültürel ve cinsiyete ilişkin talepleri bir potada eritme uğraşı veriyor. Bu nedenle, gündemleri BM, DB ya da uluslararası “sivil toplum”un standardize edilmiş “kadın gündemi”yle pek uyuşmuyor |
|
|
Sibel Özbudun
|
|
Kadınların toplumsal kurtuluşu”, öncelikle konumlarının düzeltilmesine yönelik toplumsal kaynakların tahsisini gerektirmektedir: kadın eğitimi, istihdamı, sağlığı, kadına ilişkin toplumsal / kültürel değerlerin dönüştürülmesi, kadınların siyasete katılımı, çocuk ve yaşlıların bakım yükünün kadınların sırtından alınması, kadınlara yönelik şiddetin engellenmesi… bunların tümü, toplumun kaynaklarının kadınlar lehine kullanımını gerektiren sorunlar. |
|
|
Varlık Özmenek
|
|
Paramedyanın tepesinde köşekondu dolar milyonerliği yüzsüzlüğü ile... tabanında ecir, sendikasız, iş güvencesiz, iş hukuksuz muhabir ezintiliği arasında derin kast oluşturmuşsan, toplumuna yönelik tetikçi Medya Terörizma (Özkorkutmaca) ile “1’inci GÜÇ” tesisinden trilyonları götürmüşsen ne takımı? |
|
|
Yüksel Akkaya
|
|
1990’lı yılların ortasında Dünya’da yılda ortalama 1.2 milyon civarında emekçinin iş “kazası” nedeni ile “öldüğünü” ifşa eden UÇÖ/ILO, izleyen yıllarda bu sayıyı 2 milyona çıkarmak zorunda kaldı. Bu aslında şunun da itirafıdır: son çeyrek yüz yılda iş kazaları nedeni ile sermaye cephesi yaklaşık 50 milyon işçinin ölümünü kabul etmektedir. Bu sayı 20. yüzyılın savaşlarındaki kayıplar ile karşılaştırıldığında çok daha anlamlı olur. |
| |
|
|
Ahmet Soner
|
|
Yeşilçam sinemasının siyah beyaz çekilmiş filmlerinin pek çoğunda İstanbul’a trenle gelen film kahramanları, garın önünde durup, şaşkınlıkla denize ve Avrupa yakasına bakmışlardır. Son yıllarda çekilen renkli filmlerde Haydarpaşa değil, otobüs terminali ya da boğaz köprüleri tercih ediliyor nedense. |
|
|
Varlık Özmenek
|
|
İşte size; “Dünyada Türk medyasına dayanabilecek ikinci bir demokrasi yoktur” vecizesinde saklı derin ironik illet… Hem illet hem de…ne? Onu da (paramedya) Basın Konseyi Başkanı söylesin; 2 Mart günlü “Adını doğru koyalım” başlıklı başyazısında Parapersonel’in yorumuna sığınıyor: “(E.Ö.) buna dün, ‘Çok başarılı bir askeri harekât, bir diplomatik ric’ate (geri çekilmeye) döndü’ diyordu. Bize kalırsa (Ö….) yumuşak bir deyim kullanmış. Bunun adı ‘ric’at’ değil aşağılanma yani ‘zillet’tir…” Evet en az 100 yıllık sadece illet değil zillet: Paramiliter Paramedya. Batı’da ‘Büyük sessiz çoğunluk’ diye bilinen kamuoyu’nun sürüleştirilmesi esasına dayalı ABD-AB kontrollu derin hastalık… |
|
|
Haluk Yurtsever
|
|
Mavi Defter ’de Haluk Gerger’in yazdığı gibi kriz “kapıda” dır ve Sungur Savran’ın altını çizdiği gibi krize karşı “sınıfsal yığınak” yapmak gerekiyor. Çok boyutlu, katmanlı bir krizden söz ediyoruz. Kapıdaki krize karşı “sol ne yapmalı?” sorusunun ve “yığınak” çağrısının hak ettiği karşılıkları bulmasının ise bugün esas olarak ideolojik ve siyasal billurlaşmadan geçtiğini düşünüyorum. Sorunun özü, bence, solun, işçi sınıfının, sosyalizmin krize, döneme, tarihe hangi sözü söyleyeceği, gidişata hangi çizgiden müdahale edeceği noktasındadır. |
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 55 - 72 Toplam: 106 |