Her ayın 1'inde

Varlık Özmenek , Sungur Savran , Fuat Ercan , Haluk Yurtsever , Ahmet Soner, Ragıp Zarakolu

Her ayın 15'inde

Afşar Timuçin, Necati Sönmez, Haluk Gerger, Yüksel Akkaya, Temel Demirer, Sibel Özbudun, Eren Keskin

 




Anlatılan -hala- bizim hikayemiz Yazdır E-posta
Necati Sönmez
sürü“Sürü”nün filme dönüşme serüveni, 1978 Şubat’ında Yılmaz Güney’in Kayseri Cezaevi’nden İzmit’e sevk edilmesiyle başlar. Mahpusluk koşulları birazcık düzelip arkadaş ziyaretleri sıklaşınca, dışarıdan gelen bir teklif üzerine Güney’in yeniden ele aldığı eski öykülerinden biri, sonradan Türkiye sinemasının mihenk taşlarından birine dönüşür. “Sürü”ye bugünden bir bakış denemesi…
 
'Ankara İçinde Guantanamo mu?!' Yazdır E-posta
Varlık Özmenek
Türkiye’nin fevkalâde düşük egemen; devrimcisiz, toplumcusuz, demokratsız, muhalefetsiz cari siyasal seviyesizliğinde cereyan eden ‘üçüncü boyutsuz’ medyasal itişip kakışmada 
 
Türkiye'de TV Nasıl Başladı: 40. Yıl Yazdır E-posta
Varlık Özmenek

- Başla! diye bir ses…

40 yıl önce Ankara’da Mithatpaşa Caddesi’ndeki 49 numaralı Kaynak Apartmanı’nın farelerin cirit attığı bir rutubetli bodrum katında…

31 Ocak 1968 gecesi Türkiye’de ilk televizyon yayını bu sesle böyle bir yerde başladı.

 
Aziz Nesin Devletleştirilirken Yazdır E-posta
Varlık Özmenek

Aziz Nesin’in Ankara’daki evindeyiz.  Aziz bey;

- Peki ne yapacağız biz bu halkla, dedi. Şikâyetçi. Ne kadar uğraşsak boş.

Doğru.  Aydınlar Dilekçesi imzalamışız.  Ekmek ve Hak  Dilekçesi  Ankara Film Festivali  Demokrasi Kurultayı  Anayasa Kurultayı  Bir de Onbinler gazetesi projesi falan…  Hep halk için.  

Çok üzgün.  İstanbul’a gidecek yorgun.  Aziz Nesin’in bu durumuna hem üzüldüm hem de şaşırdım.  E’ee kolay mı?  Hep işin içindeyiz. 

-  N’apsın halk Aziz Bey,  aptallaştırıldı dedim.  Siz de öykülerinde onu yazmıyor musunuz?  İkide bir sopa!   İkide bir dayak!  Ondan sonra da; sen aslansın! Sen kahramansız! Kim olsa aptallaşır.

Aziz bey yatıştı.  Duruldu.  İstanbul’a gitti.   İki hafta sonra gene gelecek.

Gittikten üç-beş gün sonra gazetelerde haber:

 Aziz Nesin Türk milleti aptaldır, dedi

 
Emek-emek gücü, şeyleşme ve yabancılaşma-I Yazdır E-posta
Fuat Ercan

seyVarılan, ulaşılan aşamayı isterseniz Marx’ın Kapital’ini anlamamızı kolaylaştıran Müslüm Baba üzerinden düşünmeye devam edelim. Beyaz’ın Güven Kıraç’la birlikte sunduğu Nası Yani Adlı programın birinde 'Arabesk” üzerine tartışılırken/konuşulurken şarkı sözü yazarı Ahmet Selçuk bir dörtlükle Müslüm Baba’ya seslendi:

“Ne güzeldi seninle bir sevdayı yaşamak

 O sevdayı yürekte jiletle parçalamak

 Küstürdün rakıları, küstürdün şarapları

                              Nerden çıktı be baba kola içip "bırrr"lamak

 
Ekonomik krize karşı sınıf yığınağı gerek! Yazdır E-posta
Sungur Savran
Dünya krizi derinleştiği takdirde Türkiye’yi mutlaka vuracaktır. Türkiye ekonomisinin bir kriz durumunda topun ağzında olan ülkeler arasında ön sırada olduğunu İMF bile açıkladı. Türkiye’ye ekonomik bakımdan benzeyen ülkelerin büyük çoğunluğu dış fazla verirken Türkiye’nin dış ticareti kabaca 60 milyar dolar, cari hesabı ise 35 milyar dolar açık veriyor. Son yılların sürekli övülen ekonomik canlılığı büyük ölçüde ülke dışından akan sermayeye, en çok da sıcak paraya yaslanıyor. Bu para birden çekilmeye karar verirse, borsa da ekonomi de büyük çöküntü yaşar. Türk lirası aşırı değerli olduğu için gizlenen dış borç yükü en azından bir noktada çok belirgin bir kırılganlık yaratıyor: Özel sektör yabancı para cinsinden yüksek düzeyde borçlu. Döviz fiyatı aniden yükselirse, bankalar ve şirketler birer birer iflasın eşiğine gelme riski taşıyor. Türkiye’nin ihracatının yarısı AB’ye, ama AB ekonomisinin yavaşlayacağı kesin gibi.
 
Çözülüş ve devrimci birlik Yazdır E-posta
Haluk Yurtsever
Türkiye, tarihinin kritik, hiçbir şeyin eskisi gibi devam edemeyeceği bir evresinden geçiyor. Anadolu devrimiyle, Kemalist ilkeler temelinde kurulan üniter, laik Türkiye Cumhuriyet’i, dışarıdan ve içeriden adım adım çözülüyor. Ancak hemen eklemek gerekiyor. Yaşanan süreç, kapitalist devletin, emperyalizme eklemli düzenin çözülmesi değildir. Tam tersine, kapitalist devlet ve düzen tam da emperyalist dünya düzeninin isteklerine uygun bir çizgide yeniden yapılandırılıyor. Zaten çözücülerin gücü de esas olarak buradan geliyor. Ulus devletleri çözerek ve budayarak etkisizleştirme devletli emperyalizmin bugünkü stratejisidir. Bu sürecin zamana yayılan dönüştürücü programı bir yana, hegemonyayı sürdürme ve “büyük kriz”i “yaklaşan felaket”i öteleme,  Büyük Ortadoğu Projesi’ni bir an önce yaşama geçirme ihtiyaçları yaşadığımız günlerde adımların hızlandırılmasını gerektiriyor. Daralan zamanda sıklaşan adımlar, her alanda sürtünme ve kopuşları zorluyor.
 
Kriz kapıda Yazdır E-posta
Ahmet Soner

Sinema seyircisi azalıyor bütün dünyada. Türkiye’de geçen yıl, bir önceki yıla göre beş milyon daha az bilet satılmış. Yeni açılan salonlarla koltuk sayısının artmasına karşın, satılan bilet sayısı azalmış durumda.

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 73 - 90 Toplam: 106