'Burası, üzerinde kara bir bulutun dolaştığı umutsuz bir hapishane'Gazze'den mektup varGazze’li kadınlar, oluşturdukları bloglardan tüm dünyaya sesleniyor. Üzerinde kara bulutların dolaştığı umutsuz bir hapishaneye dönen Gazze’yi ve o hapishanedeki hayatlarını anlatıyorlar. Biz de Gazze’li kadınların sesini bu coğrafyaya taşımak için http://tabulagaza.blogspot.com adresinden aldığımız Yasmine’nin mektubunu yayınlıyoruz. Arkadaşım Yasmine bu mektubu bana Gazze’den yazdı.* Bizim ancak uzaktan tahmin edebildiğimiz bir gerçekliğin kendisini anlatıyor. Merhaba, İletişime daha erken geçip yazamadığım için üzgünüm, ancak benim için sözcüklerle tarif etmek o kadar zor ki, ve Gazze’de şu anda neler olduğunu ifade edemiyorum. Burası, üzerinde kara bir bulutun dolaştığı umutsuz bir hapishane. Üç gündür yağmur yağıyor ve gitgide havalar soğumaya başladı. Ne yazık ki yağmur fırtınaları ile elektrikler kesilmeye başladı, bu da su yok, elektrikli ısıtıcılar yok demek. Gazlı ısıtıcılar, gaz bulunabilse bile, yüksek fiyatları nedeniyle kullanılamıyor. Ayrıca insanların çoğu gazlarını ısıtıcılar için kullanmak yerine yemek yapmak için ayırıyorlar, özellikle de önümüzdeki iki hafta içerisinde bir saldırı ve gazın kesilmesi olasılığı varken. Isınma imkanı olmayan insanlara acıyorum. Ayrıca evi yıkılan, çimento ve diğer inşaat malzemelerini tükettikleri için UNRWA tarafından inşaatı durdurulduğundan, penceresiz, yarı inşa edilmiş bir evde yaşayan halam gibi insanlara acıyorum. Kış yeni başlıyor. Havalar daha da soğuyacak.
Yardım edemiyorum, yalnızca Gazze’de yaşayan insanların hastalık ve ölümlerini düşünüyorum… güçsüzlükleri içerisinde, boylu boyunca duran çaresiz… arzulu… umut eden… ve Gazze’den ayrılmalarına izin verilmesi ya da onları kurtaracak mucizevi herhangi bir kimse için Allah’a dua eden insanları düşünüyorum. Ancak çoğunun imkanı yok… ve çoğu yavaş yavaş can çekişerek ölüyor ve sonra yalnızca bedenleri özgürleşiyor. Ve dünya bunları okuyor, ancak bu başka bir öykü, başka bir Gazze trajedisi. Ancak diliyorum dünya bunun gerçekliğini ve bu hasta insanların ne kadar gerçek olduğunu anlayacaktır. Bu hasta insanlar içerisinde kalp hastalığı olan amcam ya da vücudunda bir tümör olan küçük kuzenim ve ne yazık ki bir gün yürürken ertesi gün beyin tümörüyle kötürüm kalan halamın kocası da bulunuyor. Üzerine titrediğiniz insanların bu kadar hasta olduklarını ve Gazze’den ayrılamayacaklarını gördüğünüzde, ilk başta böyle berbat bir şansa sahip olduğunuz için ve dünyanın adaletsizliğine öfkeleniyorsunuz… Bu öyle bir öfke ki gitgide büyüyor ve sizi yiyip bitirmeye başlıyor, ta ki tükenene kadar. Sonra kendinizi en sonunda Gazze’nin kaderinin gerçekliğine teslim ediyorsunuz. Ancak bu gerçeklik ile birlikte, umutsuzluk ve çaresizliğin felce uğratan duyguları sarıyor. Amcam, kuzenim ve halamın kocası bir hastanede yatıyorlar, izinlerini bekliyorlar; hiçbirimiz, dua etmekten ve bize izin için yardımcı olabilecek birini tanıyabilecek insanların etrafında koşturmaktan başka hiçbir şey yapamıyoruz. Ancak hepimiz gerçek ölümün nasıl olduğunu ve çoğunun beklerken öldüğünü çok iyi biliriz. O zaman bir insan hakları örgütü açıklama yapar, ancak yine de, bir başka Filistinli ölür, hem de tıbbi bakım alması engellendiği için. Ve onların tek suçları Gazze’de bir Filistinli olarak doğmuş olmaları ve hastalanmalarıdır. Gazze’den başka hiçbir yerde bunu görmeyeceksiniz. Ve Gazze dışında başka hiçbir yerde dünya, İsrail’in insanlık dışı eylemlerinin açıklığına sessiz kalmayacak.
Gazze’nin boş caddelerini gördüğümde büyük bir toplama kampında olduğumuzu, havadaki umutsuzluğu ve Gazze’yi kaplamış olan kasveti hissetmemek elde değil. Sanırım insanların büyük bir kısmı bu küçük toplama yerinde tam anlamıyla hapsedilerek terk edildiğimizi düşünüyor. Dünyanın bizim hakkımızdaki planlarını bilmiyoruz ya da bundan sonra bizi neyin beklediğini. Buraya gelene kadar Gazze’de olanları hayal bile etmek zor. Artık kendinizi canlı hissetmiyorsunuz, aslında yaşamıyorsunuz da, yalnızca olanlar değişene kadar zamanı öldürüyorsunuz. Ne yazık ki, dünyanın geri kalanı Gazze için duyarsızlaştı, uluslararası kamuoyu Gazze'de yaşanan gerçekliği görmezlikten geliyor. İsrail biraz yiyeceğin girmesine izin verdiği sürece, elektrik ve gazı tamamen kesmedikçe ve biz hayatta kaldıkça kimse bizi sormayacak.
Ancak, yalnızca nefes alıyoruz diye, sanmayın ki biz yaşıyoruz. Yasmine * Mektubu, İngilizce'den Bahadır Çetinay çevirdi. |