“Dersini almış da ediyor ezber”“Baskın Bey, 'eğitimde fırsat eşitliği' çubuğu tersine bükmek değildir de nedir? Yani görgüsüz, cahil, öğrenmek istemeyen zengin çocuğuna parası karşılığında 'kolej' adı verilen yerlerde yapılanı, yoksul çocuğuna yapmakla işe başlamak ve üniversitenin gidişatını da buna göre çizmek ilk ele almamız gerek şey değil mi?”Tevfik TAŞÖyle yapmak gerekir…
Nasıl?
Marksistlerin bir düşüncede cahil olduğunu ya da sizin kadar bilgili olmadıklarını sezdirerek başlamalı söze… Kendi düşüncenizin ne kadar büyük olduğunu kabul ettirmek bakımından sınanmış yollardan biridir. Arada Engels’ten bir alıntı yapacaksınız…
Ama bu yetmez.
“Engels’in Anti-Dühring’te dediği gibi ‘devletin sönüp gitmesi’ olmadı ama”… diyerek Engels’in bile sizin karşınızda ne kadar zayıf, düşüncesinin, teorisinin, öngörüsünün ne denli geçersiz olduğunu da açık edeceksiniz…
Böylece okuyucu “yahu” diyecek “adam derya. Baksana Engels’in dediğinin olmadığını saptayarak söylüyor sözünü. Eee aşkolsun vallahi. Şimdi bunun üstüne söz söyleyecek teorisyen isterim.”
***
Baskın Oran üniversitede eğitimin paralı olmasını savunacak ya! (13. 01. ’08 Radikal 2) Bunun da aslında çağımızın bir gereği olduğunu, çağın gereklerini anlamayan Marksistlerin Ortaçağ’dan kalma olduğuna göndermede bulunacak ya! O halde, söz arasında Marksist teorinin önderlerini de inceden ezmek işin fiyakasıdır.
Baskın Bey’in insaniliği, ırkçılığa karşı tutumu, açık sözlülüğü, dostları için masa arkadaşlığı ve başka pek çok özelliği sevilebilir…
Gel gör ki AKP’nin kazanmasına bu denli dört elle sarılmasıyla dikkatimi çeken “düzen eleştirisini” ve bu “ezber bozma” işini doğrusu ya ben pek sevemedim/ uğraşıyorum, uğraşıyorum ama sevemiyorum.
***
Baskın Oran, paralı üniversiteyi savunduğu yazısına “Bedava Üniversite Ezberi” başlığını koymuş. Üstelik “bu ezber, en zor bozulan bir ezberdir” ve ‘solcular için kalıptır’ demiş.
Ve öyle bir tarz izlemiş ki yazısında –bunu neredeyse bütün yazılarında yapıyor– Baskın Bey’e “kızarak ezberci” gözükmek istemiyorsanız, kabul edin Baskın Bey’in söylediklerini, âlim, anlayan, derin kavrayışlı, değişime açık adamlar, kadınlar oluverip kurtulun.
***
Ey Sayın Liberalizm, senden daha büyüğü var mı o küçük dağların başında!
***
Düşünüyorum… Baskın Bey belki de doğruları söylüyordur –ben katılmasam da–, belki de tartışılmayı hak eden düşüncelerdir bunlar –YÖK’ün değirmenine su taşısa da–, belki değil, (güçler dengesi değişmezse eğer) kesinlikle IMF, AKP ve öteki bütün bileşenler evet kesinlikle bütün üniversiteleri paralı yapacaklar – biz azınlıkların daha haklı, bilimsel, insani tezleri olsa da–, belki de üniversite sadece “kızlarla oğlanların birlikte bira içtikleri kentlerde olabilir” –diğer kentler asla ve asla gelişemez; iyi eğitim almış insanlar o “diğer” kentlerde birlikte bira içemez ve yaratıcılıklarını geliştiremezler…
***
Belki de, dünya yalnızca seçkinlerin boynuzunda duruyordur…
Belki…
***
Baskın Bey’in tezinin devamını özetleyelim mi?
Az gelişmiş öğrenci kafasıyla, orta gelişmişleri ve –onların deyimiyle– süper gelişmişleri aynı sınıflara dolduramazsınız… Birisi ötekinin zamanını çalamaz… O zaman daha çok paralı üniversite ve daha düşük paralı üniversite…
Baskın Bey buna da “Eğitimde Fırsat Eşitliği Ezberi” diyecektir. Zaten Radikal gazetesindeki yazısında tastamam bunu söylemiş.
***
Baskın Bey üniversite bitirmiş, orada ders vermiş biri olarak ve de seçimlerde “solculuk” vurgusu yapıp Türkiye halkının bir kısmından da oy istemiş biri olarak bir de şuradan düşünmesi gerekmez mi?
Eğitim bir bütündür.
Anaokulundan, son kepi havaya fırlatıncaya dek, aşamalarla ilerlemektedir. Bugün “eğitimde fırsat eşitliği” olamaz.
Elbette kabul ediyorum Baskın Bey, bir müfredat bütün okullara eşit davranabilir, bir eğitimci aynı sınıfa girer ve o sınıftaki 20 öğrenciye aynı dersi, aynı eşitlikte anlatabilir. Bunların tümü “eşitlik” göstergeleri olarak bize sunulmaktadır. Doğrudur. Yol parası bulamayan öğrenciyle, onun karşısında bilmem ne yiyen öğrenci aynı eğitimciden, aynı şeyleri öğrenemez.
Ah elbette kabul ediyorum tarihin hiçbir döneminde bir insan topluluğunun, aynı kitaptan aynı şeyleri öğrenmesi olanaklı olmamıştır. Bu beklenemez…. Ama öğrencinin dünyadaki bilgiye, kitaba, tartışma ortamına, bilimin süreçlerine erişmesi, öğrencinin ailesine yük olarak tasarlandığında zaten eşitlik ve üniversite kavramı tepeden tırnağa bozulmuş olmuyor mu?
***
Baskın Bey, “eğitimde fırsat eşitliği” çubuğu tersine bükmek değildir de nedir? Yani görgüsüz, cahil, öğrenmek istemeyen zengin çocuğuna parası karşılığında “kolej” adı verilen yerlerde yapılanı, yoksul çocuğuna yapmakla işe başlamak ve üniversitenin gidişatını da buna göre çizmek ilk ele almamız gerek şey değil mi?
Bu olamaz mı?
Bütün bunları daha da ayrıntılı konuşmak gerek. Ama, Baskın Bey’in devrimcileri, parasız sağlık, parasız ve sahiden eşit eğitim isteyenleri küçümseyen üslubuna vurgu yapmak bu kez zorunlu olarak öne geçti.
***
Soru sorarak kapatmak istiyorum sözü:
Bir kurum bir insandan neden para ister ki?
Bizim vergilerimizle kurulan bir kurum, neden öğretim kadrosuna özel kuruluşlardan daha az para vererek eğitimin dengelerini bozar ki?
Sizin de haklı olarak karşı çıktığınız savaş ve silah işlerine yatırılanlar, eğitime verilse acaba konuşacaklarımızın niteliği değişmez mi?
Neden “özel eğitim” denilene yapılan devlet yardımı, kamu okullarına yapılanın iki katı olur ki?
Ve solculuk adı altında bir adam, ülkesinin eğitiminin uçuruma sürüklendiğini göre göre neden ille de para diye tutturur ki?
Neden Sayın Hocam? |