Ön not: Aşağıdaki yazı 8 Eylül 2007 günlü olup www.sansursuz.com internet sitesinde yayımlanmıştır. Adı geçen sitenin arşivinden kaldırıldığı için ve güncelliği açısından Mavi Defter okuyucularının ilgisine sunulmasında yarar olabilir. V.Ö.
Aziz Nesin Devletleştirilirken…
Varlık ÖZMENEK
Haberin başlığı ve spotu:
“Milli Siyaset Belgesi kayıp”
“Türkiye'nin yurt dışındaki Türkler hakkındaki milli siyasetini belirleyen belgenin kaybolduğu bildirildi.” (Yeni Şafak, 04.09.2007)
Doğruysa, yeni cumhurbaşkanının görüp okuması mümkün olmayacak, demektir.
Hımmm!
“Şu Çılgın Türkler” adını verirken Turgut Özakman dünya çapında çok satışlı eserine, bir esinti dayanağı acaba şu muydu?
Atatürk ne demiş: “Biz bize benzeriz” !!!
Ama… Övünme mi? Yoksa dövünme mi?
Bendenizin -Atatürk’e en yakın gazetecilerden- Falih Rıfkı Atay’dan duyduğuma göre o lâf; O’nu “dertli adam” kılan durumlarda, tepkisi…
Hatta bazı durumlarda yakın etrafa hakaretlere varan tepkileri de var. (El yazısı ile olanların vasiyeti üzerine -ilginçtir- yırtılıp atılamadıkları, “devlet sır’rı” olarak zorunlu korundukları söylenir.) Hem de ne benzetmelerle, ne lâf çarptırmalarla…
Örnekse hep anlatılır; sofrada uzanırken kolunun ucu yoğurda değen bir devlet büyüğüne “Şimdi o yoğurt cacık oldu” derken, tabağı deviren garson çocuğu, bir yabancı devlet büyüğü önünde “uşaklığı öğrenemediği için” yüceltmesi ilginçtir.
Hiç de “çılgın”ca yorumlar değildir bunlar. (Çılgın olan her zaman Enver ve Envercilik.)
…
Ölümünden 70 yıl sonra milletin( halkın, toplumun) ‘evirile çevirile, soyum soyum soyula’ çıldırma noktasına getirildiği kesin.
Türkiye’de son iki seçimdir partiler değil, halk çare üretmeye zorlanıyor; ‘Allah’ın ipi’ne sarılıyor, nitekim.
Dünya siyasal tarihinde benzersiz bir durum… seçim meydanlarında halkın üstüne ‘cellât ipi’ atılıyor, oy isteniyor. “Bir elin nesi var / İki elin sesi var” iş birliğini ön gören partiler (MHP - CHP) toplamda %35 oy gibi yüksek oy alıyor; alabiliyor.
İpin iki ucunda 12 Eylül’den vizeli, muhalefetsiz demirbaş partiler topluluğu ve halk da ip üstünde yorgun cambaz!
İpin iki ucuna bakıyor.
Aşağıya baksa, aşağısı:
- 12 Eylül!
Mazallah!
N’apacak?
Göğe tırmanacak!
İşte…
22 Temmuz ‘dan 1 ay sonra (27 Ağustos) “Bugün seçim olsa” başlığı altında Milliyet’ten okuyalım:
“AKP yüzde 54.1 CHP yüzde 18.9” , “Konda’nın Milliyet için yaptığı araştırmaya göre, 22 Temmuz seçimi sonrasında yaşananlar, AKP’nin oylarını yüzde 7.5 artırırken, CHP’nin oylarında yüzde 2 oranında bir düşüşe neden oldu.”
*** *** ***
İşte böyle şeyler… AKP oyları yüksek ama CHP oyları gene çok yüksek!
Türkiye’nin zübük aydınları, aydınlatmalı-karartmalı, laik-antilaik , ulusalcısı-liberalcısı… dünyanın gözü önünde ve şehvetle olsa olsa;
Gölge Oyunları Şampiyonası elemelerini oynuyor.
- Kimin gölgesi uzun?
Üçüncü boyutsuz.
Gölgelerine taş atıyorlar:
Halkı kim daha çılgınlaştıracak?..
*** *** ***
Yeteri kadar aptallaştırılmış!
1990’lı yılların başı…
Gene halk buna benzer bir şeyler yapmış. Biz de herhalde o kadar uğraşmışız halk doğru-dürüst bir şeyler yapsın diye ama, halk bildiğini yapmış. Öyle bir durum olduğu kesin.
Aziz Nesin’in Ankara’daki evindeyiz. Aziz bey;
- Peki ne yapacağız biz bu halkla, dedi. Şikâyetçi. Ne kadar uğraşsak boş.
Doğru. Aydınlar Dilekçesi imzalamışız. Ekmek ve Hak Dilekçesi… Ankara Film Festivali… Demokrasi Kurultayı… Anayasa Kurultayı… Bir de Onbinler gazetesi projesi falan… Hep halk için.
Çok üzgün. İstanbul’a gidecek yorgun. Aziz Nesin’in bu durumuna hem üzüldüm hem de şaşırdım. E’ee kolay mı? Hep işin içindeyiz.
- N’apsın halk Aziz Bey, aptallaştırıldı dedim. Siz de öykülerinde onu yazmıyor musunuz? İkide bir sopa! İkide bir dayak! Ondan sonra da; sen aslansın! Sen kahramansız! Kim olsa aptallaşır.
Aziz bey yatıştı. Duruldu. İstanbul’a gitti. İki hafta sonra gene gelecek.
Gittikten üç-beş gün sonra gazetelerde haber:
. “Aziz Nesin Türk milleti aptaldır, dedi”
Ankara’da hiç unutmam Haluk Gerger ile onu konuştuk; “Aziz bey gene bir sakarlık yaptı”, dedik.
Ben “bu defaki benim yüzümden oldu” diye de üzülüyorum.
Bilerek mi söyledi, yoksa gazeteler işlerine geldikleri gibi mi yazdılar? Aziz Nesin sayısız örnek anlatırdı…
Dur bakalım.
Öbür gün gazetelere bir bakalım ki, haber sürüyor. Bu kez, Türk milletinin aptallık oranını sormuşlar,
O da vermiş:
- Yüzde 60!
Ankara’daki arkadaşlar; “bu olmadı” diye konuştuk. Hadi öncekini basın çarpıttı, peki bu oran ne?
Niye yüzde 60? Kıstas ne?
Derken Aziz Bey geldi Ankara’ya. Bu kez ben üzgünüm ama O keyifli görünüyor; beni teselli etti.
Tahmin ettiğimiz gibiymiş; bir yerde konuşuyormuş…
- Ben, aptallaştırıldı, dedim ama onlar her zamanki gibi bildiklerini yaptılar ama olsun, dedi.
Biraz rahatlar gibi oldum ama, olmadım;
- Peki de Aziz bey, yüzde 60’ı neye göre verdiniz?
- Ne bileyim, o anda aklıma öyle geldi, deyince; şöyle söyledim:
- Hiç olmazsa Aziz bey, 1982 Anayasa’sındaki halkın “evet” oyunu yüzde 92,5’u baz alsaydınız.
…
Nur içinde yatsın. Bir dahaki İstanbul’a gidişinde yüzdeyi bu orana yükseltti.
*** *** ***
Halka aptal dediği için 22 Temmuz seçimlerinden sonra hem millîleştirilen hem de devletleştirilen Aziz Nesin ile olayın arka odasını aydınlatmam gerekiyor.
Sonuçta ne diyeceğim.
Ayıp!
Halk ne aptal, ne de çılgın.
Kurnaz. Ve de (özellikle sandık başlarında ) aklı selim sahibi.
Ama…
Aptallaştırılmaya ve çılgınlaştırılmaya zorlandığı derin ve kesin.
Dünyanın devlet kültü altında en ezik ve ‘9/12 Mart 1971 - 19 Şubat 2001’ arası 30 yıllık “Büyük Soygun’da” dünyanın en soyulup soğana çevrilmiş halkı olduğu, sabit…
Derin bir “Medya Terörizm” rejim mağduru açık-saçık, tacize uğramış.
Çılgın(*) günler…
08.09.07, Ankara
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
----------------------------------------------
(*) TDK Türkçe Sözlük’ten: “çılgın: Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun. “