Yazdır E-posta

'Hayallerim yok sayıldı'

 
Türban tartışmaları tüm hızıyla sürüyor. Kamplaşmalar yaşanıyor, özgürlük, insan hakları gibi kavramlar sayfaları dolduruyor. Tüm bu toz duman arasında çok önemli bir şey gözden kaçırılıyor. Kadınları ilgilendiren bir konuyu yine erkekler tartışıyor, kararı erkekler veriyor... Biz tüm bu tartışmalar arasında sözü 20 yaşında genç bir kadına vermek istiyoruz. Hayatın dili burjuva politikacıların dilinden daha çok gerçeği yansıtıyor çünkü.

 

Özgür YURTTAŞ

 

 

türbanKendinden biraz bahseder misin? Nasıl bir ailede büyüdün, kaç yaşındasın?

 

İsmim Maside, 20 yaşındayım. Oldukça muhafazakar, inançlı bir ailem var. Babam iki üniversite bitirmiş birisi. Önce iki yıllık muhasebecilik okumuş ondan sonra ilahiyat okumuş. Uzun yıllar imam olarak çalıştı şu anda emekli. Annem ev kadını ve okumamış. Dört kız bir erkek kardeşiz. Bizim aile dinine bağlıdır, ben de dini geleneklerin yoğun olarak yaşandığı bir ailede büyüdüm diyebilirim. Ortaokul mezunuyum. Haftanın beş günü çocuk bakıcılığı yapıyorum. Geri kalan zamanlarımda da evlere temizlik işine gidiyorum.

 

Neden okulu bıraktın, sen mi istemedin yoksa ailen mi okula göndermedi?

 

Ben aslında ortaokuldan sonra konservatuar okumak, tiyatroyla, sinemayla uğraşmak istiyordum ama bizimkiler izin vermediler. Beni zorla kuran kursuna gönderdiler, yıllarca gittim. Onlar zorluyordu ben gitmek istemiyordum, hatta öyle şeyler yapıyordum ki beni kurstan atsınlar diye... Kurstan atılırsam evde çok kötü şeyler olacağını, zorluk yaşayacağımı biliyordum ama buna rağmen, tüm bunları göze alarak atılmak için elimden geleni yapmıştım. Hatta bunu fark eden hocamız 'bana sen atılmak için tüm bunları yapıyorsun ama ben seni attırmayacağım' demişti. Yanlış anlaşılmasın, ben kuran kurslarının kötü yerler olduğunu söylemek istemiyorum ama insanın içinden gelmesi gerekiyor, zorla olmamalı. Beni ailem ortaokula bile yollamayacaktı, o dönem yasa çıktı, 8 yıl zorunlu hale getirildi diye gidebildim. Ortaokula giderken sürekli ‘Allahım ne olur yeni bir yasa daha çıksın liseyi de zorunlu yapsınlar’ diye dua ediyordum. Çok istiyordum liseyi bitirmeyi, konservatuar okumayı. Ben hala çok istiyorum ama ailem istemiyor. Benim isteklerimin çok normal olduğunu düşünüyorum ama onlara göre bu olanaksız bir şey. Ablam üniversiteye gitti. Ben de ablam gibi ailemin istediği bölümü yani imam hatipi ve ilahiyatı okusaydım belki de şimdi okuyor olurdum. Ama istemediğim bir şeyi okumak içimden gelmedi.

 

Okula gidememek hayatında neler eksiltti?

 

Yani şimdi ortaokul mezunuyum ama bence hiç okumamış birisiyle aramda bir fark yok. Tek fark okuma yazma bilmem o kadar. Kendimi okumamış, ev kadınlarından farksız görüyorum. Buna çok üzülüyorum ama aileme anlatamıyorum, onların tercihlerinin kurbanı ben oluyorum. Hala içimde konservatuar okumak var ama hayatımı etkileyecek bir karar verildi, hayallerim yok sayıldı…

 

Kaç yaşından beri türban takıyorsun, kendi isteğinle mi kapandın?

 

Aslında tam olarak ne zamandan beri kapalıyım bilemiyorum, ben kendimi bildim bileli kapalıyım. Yani o ortamın içine doğdum ve kapandım. Ablam üniversite bitirdi o da kapalıdır. Şimdi küçük kız kardeşim var, onun kapanmasını istiyor ailem. Bizde gelenektir, kız çocuğu birazcık büyüyünce ailelerin gözünde çocukluktan çıkmıştır, artık kapanmalıdır. Ailem de kardeşimin büyüdüğünü düşünüyor, kapanmasını istiyor, kız kardeşim de istemiyor. Bir de o çok süslüdür, saçıyla uğraşmayı, fön çekmeyi, toplamayı, saçına şekil vermeyi çok sever. Biraz da hip hop tarzında giyinmeyi seviyor. Kapanmayı istemiyor yani. Ama bizimkiler kapanacaksın diyor, sürekli ağlıyor sabahları. Biz ona destek veriyoruz, onu anlıyoruz ama yapacak bir şey yok.

 

Ablan üniversitede okurken sorun olmadı mı türban takması?

 

Ablam Malatya İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu. Tam da türban yasağının olduğu dönemde okuyordu. O zaman hatırlıyorum, ablam eve bir mektup yazmıştı. “Baba ben türbanımı açarsam bana asla niçin açtın, kapatırsam da nasıl kapattın deme. Ben okulumu bitirmek istiyorum ve ne gerekiyorsa ona göre davranacağım” diye yazmıştı. Babam ağlamıştı mektubu okuyunca, sonra da ablama hiçbir şey sormadı. Ablam türbanını çıkarmak zorunda kalmadı gerçi. Okulu Malatya’nın ilçesinde olduğu için sorun yaşamadı. İstanbul’da okusaydı sorun yaşardı, ne de olsa buralar göz önünde. Üç yıl türbanlı okula gitti sorun yaşamadan, son yıl oralarda da sorunlar artınca perukla idare etti o dönem.

 

Son günlerde türban tartışmaları her yerde. Yasaklanmasını isteyenler, serbest bırakılmasını isteyenler. Sen nasıl bakıyorsun bu tartışmalara?

 

Aslında ben türbandan dolayı okuyamayan kızların haksızlığa uğradığını düşünüyorum. Çünkü belki de kendi seçme şanslarıyla başlarını örtmediler. Geleneksel ailelerde büyüdükleri için kapandılar ve onun sonuçlarını yaşıyorlar. Aslında ben tüm bu tartışmalar olmasa insanların daha rahat anlaşabileceğini düşünüyorum. Yani kamplaşmaların olmasını istemiyorum. İsteyen istediği gibi giyinsin, kimse karışmamalı bence. Yani türban takmak isteyen de açık giyinmeyi seven de özgür olmalı. Dinde zorla kapanma yok aslında, yani kendi rızanla kapanacaksın deniyor. Ama aileler kızlarının başını küçükken kapatıyor, sonra okula gidiyorsun orada başını zorla açıyorlar, ya da başın kapalı diye okuyamıyorsun. İkisi de bana yanlış geliyor.

 

Türban tartışmalarında bir şey dikkatini çekti mi; kadınları ilgilendiren bir konuyu erkekler tartışıyor, karara bağlıyor. Yani kadınların başını nasıl bağlayacağına bile erkekler karar veriyor, bu konuda sen neler söylemek istersin?

 

Ya zaten hayatımızı onlar belirliyor. Babamın imam olmasından ve dindar olmasından dolayı biz kapanmak zorunda kaldık. Yani hep erkekler öncelikli, onlar karar veriyorlar. O da saçma geliyor bana, yani kapanacaksın diyorlar ama nasıl kapanacağına bile onlar karar veriyor. Bana ters geliyor ama hayat böyle.

 

 
< Önceki   Sonraki >