|
Tezer Özlü'ye mektup Onur ERYILMAZ
Yaşamayı seviyorum ben Tezer. Bir gece yarısı yataktan kalkıp, kitaplığımın en başında duran ince, zarif kitaplarına baktıktan sonra, acı bir kahve yapıp, sabaha kadar uykulu gözlerle ayakta kalabilmeyi de. Delisin diyor güzel karım bana. Hayır, ben anormalim diye cevaplıyorum onu, kızgın gözlerle bana baktığını bilerek.
Yaşamayı seviyorum ben Tezer. Birdenbire bastıran şiddetli bir yağmurda herkes ıslanmamak için kaçacak bir yerler ararken, yürümeyi seçiyorum ben. Bakışların üzerimde olduğunu bilerek. Bundan ki aksırıklarla yatağa düşüyorum. Ne mutlu! Doğa o kadar büyük ki sınırları yok.
Sınırsızlığı seviyorum ben Tezer. Ölçüsüzlüğü. Giyinmişlerin arasında çırılçıplak olabilmeyi. Soyunmayı seviyorum ben. Dediği gibi Bilge Karasu’nun; öze varmak için, soyuna soyuna, koşmayı seviyorum ben.
Yaşamayı seviyorum ben Tezer. Yalnızlığı da. Bir başınalık değil midir bana bu satırları yazdıran. Sözcükler değiştirmese de hayatı, yazmayı bir tutku gibi seviyorum ben.
Yaşamayı seviyorum ben Tezer. Kendim olabilmeyi, özenmemeyi, süslü olmamayı, sadeliği, yeniyi, eskiyi, yaşanmışı, yaşanacak olanları düşlemeyi, sahilleri, o ıssız denizleri, uzakları, yokluktan var etmeleri, okuduğum binlerce sayfalık kitapları, çekip ardına bakmadan gitmeleri, soğuk ve puslu havaları, ardı ardına içilen sigaraları, baş ağrılarını, bir kedinin kendinden on misli büyük köpeği önüne katıp kovalamasını, komşu bahçenin erik ağacına tırmanıp saatlerce korkudan inememeyi, bilmediğim kentlerin ucuz otellerinde ışığı açık bırakıp camın kenarından dışarıyı izlemeyi, hiç beklenmedik yorgun bir zamanda kapı zilinin çalınışıyla hareketlenmeyi, Suç ve Ceza'dan Yaşama Uğraşı'na geçmeyi, acıyı, arada bir karşındakilerde şaşkınlık yaratan tırmalayıcı kahkahaları, hayalet Oğuz gibi mülksüzlüğü, Taksim meydanındaki çiçekçilerin önünden geçip köşedeki simitçiden bol susamlı bir simit alıp Kazancı'dan Fındıklı'ya inmeyi…
Yaşamayı seviyorum ben Tezer. Yaşarsam yetmiş yaşında bir evim olursa, bir de ufak bahçem, senin için de bir zeytin ağacı dikeceğim. Duyuyor musun?
10 Mart 2008 |