Yazdır E-posta

Ben şimdi niye öleyim?

Zeynep UZUNBAY

“oğul günbatımında kızıl derili ağıt

oğul masalsız uyur sübyan kokun koynumda”*

 

Ebesiz, doktorsuz doğurdu annem beni. İlkiydim, üçüncü, beşinci, yedinciydim. Kör bıçakla, jiletle kesildi göbeğim. Sıcak toprağa sardılar üşümeyeyim diye. Tetanos olmadım. Ölmedim.

Kanallarda, göletlerle yüzme öğrendim. Girip bir daha çıkmayan arkadaşlarım oldu. Ağıtlar bana yakılmış gibi ağladım geceleri. Tabutumun içinden ağlayan anneme baktım, bana uzanan kollarına,  kalabalığa… Toprak atarlarken üstüme uyandım. Ölmedim.

Kızamık, çiçek, boğmaca… Ağlaya ağlaya iyileştim. Ölmedim.

Okula, kurtlar gelip beni yiyecek diye korka korka gittim. Dereye düştüm, karın altında üstünde ıslak yürüdüm. Yemedi. Donmadım. Ölmedim.

Mayın tarlasında gelincik topladım. Ölmedim.

“Keşke bu dilden doğsaymışız anne, okulda dilim şişti.” dedim. Kimi kızdırsam, öldürürüm seni, dedi. Öldürmediler. Ölmedim.

Sevdim. Sevdiğimi berdel ettiler. Öldüm ama ölmedim.

Evde pişen yemekten başka yemek bilmedim.

Şehir bilmem. Gezmedim.

Gitsem bile gezmedim.

İnşaatlarda türkü söyledim. Ayağım kaydı. Düşecektim. Düşmedim. Ölmedim.

Hastalık ölümdür. Yokluk ölümdür. Böyle bildim. Gördüm. Ben ölmedim.

Kafamda şarapnel parçası.

Ellerimi annemden sakladım. Görse ölmüşüm gibi bağırır. Göstermedim. Çünkü ölmedim.

 “Niye ölmedin?” diye soruyorlar şimdi bana.

Ölemiyorum ben. Ölmüyorum. Ölmedim.

 

“vatan sağ olsun olmasına da

sen de sağ olsan fena mı oğul”*

10Mart 2008

*Nilay Özer, Zamana Dağılan Nar, Hera

 

 
< Önceki   Sonraki >