Yazdır E-posta

Taşrada eşcinsellik ve kadınlık halleri

 

 

MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu gönüllüsü Pelin Kalkan: “Bu ülkede örgütlenme başlı başına bir sorun zaten. Özellikle beyaz, türk, erkek, müslüman ve heteroseksüel değilseniz yani bu sistem içinde “farklıysanız” örgütlenmeniz çok zor.”

 

 

Deniz LODOS

 

 

pelin kalkanEskişehir MorEl oluşumu ne zaman kuruldu ve oluşum süreci nasıl gelişti?

Başlangıcı bundan iki yıl önce bir arkadaşımızın mail atmasıyla başladı. “Eskişehir’de kimse yok mu?” diye bir maildi, ben de ona cevap yazmış ve birkaç kişi toplanalım demiştik. Az sayıda kişi olacağımızı sanırken ilk buluşmaya 15 kişi gelmişti. Süreç zahmetliydi. Konuşuldu, tartışıldı, nasıl bir oluşum olmalı, neyi hedefliyoruz gibi bir sürü soru vardı ve 30 Mart 2007’de MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu adını alıp, ilke ve değerler metni hazırlayıp oluşumu kurduk.

 

 

“Göreceğiz, Duyacağız, Konuşacağız!” sloganıyla çıktığınız yolda ne tür engellemeler ve zorluklarla karşılaştınız?

Geçen sene Anadolu Üniversitesi’ndeki bilgisayarlardan lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel kelimelerine sansür uygulaması vardı, zaten bu slogan da bu kampanyadan ortaya çıktı. Sansüre karşı kampanya başlattık, açıklama yapmamalarına rağmen gelen tepkiler üzerine sansür kaldırıldı.

Bu ülkede örgütlenme başlı başına bir sorun zaten. Özellikle beyaz, türk, erkek, müslüman ve heteroseksüel değilseniz yani bu sistem içinde “farklıysanız” örgütlenmeniz çok zor. Üniversite içerisinde etkinlik düzenlemeye çalışıyoruz fakat çeşitli prosedürlerle engellenmeye çalışılıyoruz gerek rektörlük gerekse dekanlıklar tarafından. Geçen yıl ve bu yıl Anadolu Üniversitesi bahar şenliğinde stant açtık, açılmaması için ellerinden geleni yapsalar da biz masamızı açmayı başardık. Biz oluşum olarak bağımsız, tabandan hareket eden bir yapılanmayız. Bir ofisimiz yok, dolayısıyla cafe ve kitabevlerinde toplantı alıyoruz, etkinlikler düzenliyoruz. Ofisimizin olmayışı yürüttüğümüz işlerde zorluklar yaşamamıza neden oluyor tabii ki. Açıkçası bir ofisimiz olduğunda da polis baskını ya da faşist saldırı kaç gün içinde gerçekleşir hiç bilmiyorum! Tabi bu baskı unsuru bizi yapacaklarımızdan hiçbir zaman alıkoymadı, koymayacak da. Toplumsal önyargılar her daim maalesef ki iş yürütmemizde engel teşkil etmekte. Ama tam da bu yüzden biz mücadelemize devam ediyoruz.

 

 

MorEl oluşumu olarak çalışmalarınıza yön veren temel olgu, cinsel yönelimleriniz ve cinsiyet kimlikleriniz. Toplumsal cinsiyet rolleri, cinsiyet ayrımcılığı, sistemin dayattığı heteroseksizm, homofobi ve transfobi karşıtlınız mücadele hattınızı oluşturan ana hatlar. Daha geniş haliyle çalışmalarınızı nasıl tanımlıyor ve ifade ediyorsunuz?

Vizyonumuzda belirttiğimiz üzere, MorEl, herkesin eşit şartlar altında yaşadığı ve cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya ifadesi ayrımcılığı olmak üzere tüm ayrımcılıklardan arınmış insan haklarına saygılı özgür bir dünya için çalışmaktadır. Geniş anlamda MorEl; cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi temelinde olmak üzere ayrımcılıkla karşı karşıya kalanların hakları için Eskişehir’de ve ülke genelinde bir ses olarak hareket ederek lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel(LGBTT) bireylerin insan haklarının kazanılması, korunması ve devamlılığının sağlanması yönünde ve toplumdaki mevcut homofobik, bifobik, transfobik ve cinsiyetçi tutumların değiştirilebilmesi için çalışmalar yapmaktadır.

Ayrıca MorEl, anti-militarist ve patriarkal sisteme karşı duran bir örgütlenmedir.

 

 

Eskişehir’de son dönemde artarak yaşanan kadına yönelik saldırı, cinsel taciz ve tecavüz girişimlerini hem bir Eskişehir Demokratik Kadın Platformu bileşeni olarak hem de yakın zamanda benzeri bir şiddet olayını doğrudan yaşamış bir kadın olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Senin de belirttiğin gibi MorEl, Eskişehir Demokratik Kadın Platformunun bileşeni. Örgütümüz olarak kadın mücadelesinin de içinde olmaya çalışıyoruz. Eskişehir’de artan taciz ve tecavüz olayları hepimizi dehşete düşüren bir hal almaya başlamıştır. Polisin tepkisizliği ise benim için şaşırtıcı değil, çünkü bu polis meselesinden öte ataerkillik ile ilgili. Muhatap olduğumuz polisler “erkek” ve “erkek zihniyeti”yle olaya yaklaşıyorlar. Tabii ki usulsüz bu yaptıkları. Ben kendi başıma gelen olayda sessiz kalmadım, olayı adliyeye taşıdım ama polis hakkındaki şikâyetim savcı tarafından düşürüldü. Acaba neden? Çünkü savcı da “erkek”! Sahışla ilgili dava devam etmekte ama umutlu değilim hukuk sisteminden.  Son zamanlarda platformdaki birçok kadın arkadaşımız benzer taciz ve tecavüz girişimiyle karşılaştı. Artık hiçbir şeye şaşırmam derken yaşanılan her olay ne yazık ki tekrar ve tekrar şaşırmanıza neden oluyor. En son yaşanılan tecavüz girişimi buna örnek. Arkadaşımız öğlen saatlerinde evine giderken iki adam tarafından bir inşaata çekiliyor ve arkadaşımıza tecavüz etmeye çalışıyorlar. Arkadaşımızın kıyafetini çıkaramadıkları için kaçıyorlar. Burada etrafın umursamazlığı ise ayrı bir konu. Arkadaşımız hastaneye gittiğinde bakire misin diye soruluyor ve polis de olaya karşı duyarsız kalıyor. Belirtmek gerekir ki şiddeti, tacizi, tecavüzü görünür kılmadıkça, tepki vermedikçe bu hep sürecek. Bu yüzden MorEl’li kadınlar platform içerisinde de yer alıyor.

 

 

Geçtiğimiz günlerde Esmeray’ın “Çok Kişilik” gösterisi “Cadının Bohçası”nı Eskişehirli MorEl dostlarıyla buluşturduğunuz. Başka ne tür etkinlikler planlıyor ve hedefliyorsunuz?

Bu dönem içersinde birçok işe imza attık. Çeşitli atölyeler, film gösterimleri, sohbetler, paneller düzenledik. Yine bu yıl içersinde MorEl fanzinini çıkardık. İki sayı çıkardığımız fanzine web adresimizden dileyenler ulaşabilir. (www.mor-el.org) Senin de belirttiğin gibi cadının bohçası stand-up gösterisi de oldukça başarılıydı. Bundan sonra geçen yıl olduğu gibi öncelikle Lambdaistanbul’un organize ettiği eşcinsel onur haftasına katılım sağlayacağız ve barışarock festivalinde stant açacağız. Ekimde bir tiyatro topluluğunu Eskişehir’e getirmeyi planlıyoruz(sürprizJ) Fanzin çıkarmaya devam edeceğiz. Yine çeşitli organizasyonlar düzenleyeceğiz.

 

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Şimdiye kadar bize destek veren tüm kurum kuruluş ve kişilere teşekkür etmek istiyorum. Hep birlikte özgürleşeceğimize inandığımız mücadelemizde dayanışmanın daimi olması dileğiyle MaviDefter’e de bu söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

 

MaviDefter olarak çalışmalarınızda başarılar diliyor ve söyleşi için teşekkür ediyoruz.

 

1 Haziran 2008

 
< Önceki   Sonraki >