Yazdır E-posta

Resmi sol tarih ve

15-16 Haziran başkaldırısı

 

“Resmi sol tarih” için 15-16 Haziran Başkaldırısı büyük bir zaferdir! Bu olaya yönelik yazıların tüm özeti bu “sihirli” cümlede vücut bulur!.. Doğru mudur? Kısmen!... Kısmen ya da tamamen doğru olup olmaması önemli değil, önemli olan “resmi sol tarihte” bu büyük başkaldırının yeterince anlaşılamamasıdır. Anlaşılamadığı için de önemli dersler çıkarmak, yeni politikalar oluşturmada bu eylemi rehber almak yerine, bildik, sıradan zafer şarkıların anlatıldığı bir hikaye uydurulmuştur.

 

 

Yüksel AKKAYA

 

 

Kuşkusuz, “resmi tarih” sadece devletlere özgü olmamakta. Muhalefetin de ve muhalif solun da bir “resmi tarihi” bulunmaktadır. Devletler kadar muhalif sol da “belli” amaçlarla bir “resmi tarih” yaratma gereksinimi duyar. Bu, bazen güven, cesaret vermek için; bazen ajitasyon için; bazen de bir “boşluğu” doldurmak için gerekli olur. Türkiye sosyalist hareketinin de bir “resmi tarihi” bulunmaktadır. Örneğin yıllarca 1927 yılı Adana-Nusaybin Demiryolu grevi kanla bastırılmış bir grev olarak gösterildi. Oysa gerçek çok basit idi. Nitekim Sendikacılık Ansiklopedisi’ndeki bu grev ile ilgili maddede bu “resmi tarih”i düzeltmiştik. Yakın zamanlarda da TÜSTAV’ın bu konu ile ilgili kitabı gerçeği daha net olarak ortaya koymuş, böylece “solun resmi tarihini” düzeltmiştir. Solun resmi tarihinin efsanelerinden biri 1909 yılında yürürlüğe sokulan Tatil-i Eşgal Kanunu ile grevlerin yasaklandığıdır. Solun “resmi tarihinin” bu efsanesi de önemli ölçüde düzeltilmiş olmakla birlikte Bilkent ve Boğaziçi Üniversitelerinde “İngilizce” yazılan tezlerde nedense bu yanlışta ısrar edilmektedir. Oysa, Osmanlı döneminde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de 1937’de yürürlüğe giren İş Kanunu’na kadar grev serbest idi. Tek koşul bir uzlaşma sürecinden geçmekti. İdari makamlar bu sürecin yerine getirilip getirilmediğine bakarak grevlere karşı tutumlarını belirliyorlardı. Cumhuriyet dönemindeki demiryolu ve tramvay işçilerin grevlerinin Meclis’te uzun uzun tartışılması, bu grevler ile ilgili yazışmalar da bunun böyle olması gerektiğini açıkça gösteriyor. Ancak, resmi sol tarih grevlerin yasaklanmasının sınıf mücadelelerini anlatmak açısından daha “iyi” olacağını düşündüğünden olsa gerek bu efsanede de gerçeği görmezlikten geldi. Bunlar “uzak” dönemden örnekler. Bir de “yakın” dönem örnekleri var. Yakın dönem örneklerinden biri” 15-16 Haziran Başkaldırısı”, diğeri 1977 1 Mayıs’ı.

 

Ne yazık ki, “resmi sol tarih” “uzak” dönemin tarihinde olduğu gibi “yakın” dönemin tarihinde de bildiğini okumakta ısrarlı. 15-16 Haziran Başkaldırısını vesile bilip, bu kez “resmi sol tarihi” tartışmakta yarar var.

 

“Resmi sol tarih” için 15-16 Haziran Başkaldırısı büyük bir zaferdir! Bu olaya yönelik yazıların tüm özeti bu “sihirli” cümlede vücut bulur!.. Doğru mudur? Kısmen!... Kısmen ya da tamamen doğru olup olmaması önemli değil, önemli olan “resmi sol tarihte” bu büyük başkaldırının yeterince anlaşılamamasıdır. Anlaşılamadığı için de önemli dersler çıkarmak, yeni politikalar oluşturmada bu eylemi rehber almak yerine, bildik, sıradan zafer şarkıların anlatıldığı bir hikaye uydurulmuştur. Ki, bu hikaye uydurma bu büyük eylemin, başkaldırının mimarlarına, eylemcilerine haksızlıktır. Zira, sermaye cephesi bu büyük eylemi iyi okumuş bir “ihtilal provası” telakki etmiştir. “Resmi sol tarih” ise, sermaye cephesinden daha cimri davranıp, bir türlü bir “ihtilal provası” diyememiştir. Diyememiştir çünkü resmi sol tarihi yazanlar bu ihtilal provası karşısında “kral çıplak” konumunda kalmıştır. Zira, dönem “demokratik devrim” dönemidir. İster “milli”, ister “halk”, ister “ulusal” sıfatlarını önüne alsın, dönemin baskın devrim stratejisi demokratik halk devrimidir. Bu devrim stratejisinde göre ön plana çıkarılan iki şey vardır: anti-feodal mücadele, anti-emperyalist mücadele. Bu mücadelelerde işçi sınıfı talidir. Tali olduğu için de 15-16 Haziran İhtilal Provası resmi sol tarihi yaratanlarca ne dün ne de bugün anlaşılabilmiştir.

 

Marksist sol, diyalektiği bilmek zorundadır. Diyalektik, 15-16 Haziran İhtilal Provası’nın bir birikimin ürünü olduğunu çok iyi görebilir. Zira, 1968-1970 arasında her geçen yıl artan fabrika işgalleri, sertleşen bir işçi sınıfı mücadelesi vardır. Üstelik, bu tarihlerde savunulmuş, 1969 yılında kitap olarak yayınlanmış bir de doktora tezi vardır: Kurthan Fişek’in Devlete Karşı Grevlerin Kritik Tahlili!... Bu erken dönem tezi bile işçi sınıfının mücadelede ulaştığı düzeyi göstermeğe yeter. Ne yazık ki, bir akıl tutulması ve körleşme sürecinde sürekli dönüşen ve yapılanan bir toplumda “uzak” teorilerden “yakın” pratikler aranırken ne 1968-1970 fabrika işgallerinin ne de 15-16 Haziran’ın bir anlamı vardı. Zira, kendisine Marksist diyenler, Marksizmin en basit ilkesi olan diyalektiği unutmuş, bu eylemleri, anlık patlama, kendiliğinden eylemler, olaylar olarak değerlendirmiştir. Teori bu olunca resmi tarihin de bu olması kaçınılmazdır.

 

Sermaye cephesinin söylemi ile “15-16 Haziran İhtilal Provası”, devrim stratejilerindeki tartışmada radikal devrimci siyasal yapıların  “demokratik devrim”e tutsak olmasıyla tarihin en büyük talihsizliklerinden birini yaşamış, adeta “öksüz” bırakılmış, devrim stratejileri çerçevesinde de uzun yıllar “üvey evlat” muamelesi görmüştür.

 

15-16 Haziran Başkaldırısının tek talihsizliği bu değildir. TİP’in özellikle Emek dergisi kanadının “sosyalist devrim” stratejisini savunmuş olması eylem açısından bir avantaj olarak görülse de, TİP'in eylem öncesi, sırası ve sonrasındaki tutumu hiç de benimsenecek gibi değildir. Tıpkı, DİSK gibi TİP de kendisine rağmen gerçekleşen bu “ihtilal provasından” ürkmüştür. Yayın organlarında ajitatif bir dil kullanılsa da TİP de 15-16 Haziran’ı bir anlık eylem, bir “gereksiz” başkaldırı olarak değerlendirmiştir.

 

Hem “demokratik devrimciler”, hem de “sosyalist devrimciler” açısından bakıldığında diyalektiğin kendisini en iyi açığa vuran bu eylem, tam bir “gerici” düşünce ile ele alınmıştır! Kuşkusuz bu da resmi sol tarih kadar, bu söylemi de sorgulatmayı gerekiyor. Bir sonraki yazıda devrim stratejileri ve diyalektiğin ışığında 15-16 Haziran “İhtilal Provasına” daha soğukkanlı bakmak, tartışmak dileği ile… 

14 Haziran 2008 

 
< Önceki   Sonraki >