|
ÖSS ve karşıtı mücadelenin anlattıkları Gençlerin ÖSS karşıtlığını hayatın monotonluğuna ve eşitsizliğine karşı mücadelede birleştirmek soyut yıkıcı söylemin değil, reel ve kurucu politik etkinlikle mümkün görünüyor. Bu politik kuruculuğun ilk düzlemi de teorik olandır. Yıllardır, ülkedeki makro gündemlere karşı teorik (ya da gerontokrasinin tezleriyle) açılımlar yapan gençlik, neden kendi ‘gerçek’ alanına dair teorik açılım geliştirememektedir? Umut KOCAGÖZ Bu eğitim dönemi, eğitim sisteminin yeniden yapılanması açısından oldukça hareketli geçti. OKS’deki değişimler, Üniversitelerin ve buna bağlantılı olarak ÖSYS’nin yeniden yapılanacağı eğilimleri; ve hepsinin içinde bulunduğu paralı eğitim sisteminin yeniden inşası, önümüzdeki dönem mücadelesi açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken anlamlar barındırıyor. Bu sene ÖSYS’ye 1.644.073 aday başvurdu. Geçen seneye göre yaklaşık 130 bin adayın azaldığı belirtilse dahi, belirli liselerin son sınıf öğrencilerinin bu sene sınava girmeyeceği düşünülürse (ki bu yaklaşık 500 bin adaya tekabül ediyor) sayının arttığını söyleyebiliriz. Bu sene giriş sayısındaki artışın nedeni, geçen senelerde üniversiteye giremeyen öğrencilerin tekrar sınava girmesinin yanında, bir üniversiteye kayıtlı olup da memnun olmayan ya da mezun olup da yeniden bir üniversiteye girmek isteyenlerin sayısındaki artış olarak görülebilir. Bu, sınavın yapılandığı eğitim sisteminin ne kadar çarpık olduğunu gözler önüne seriyor. Resmi rakamlardan öte, asıl ilgilenmemiz gereken konu, eğitim sisteminin bu çarpıklığına karşı verilecek mücadele. Paralı eğitim sistemi, her sene yaptığı gibi bu sene de öğrencileri ‘yarış atı’na çevirmiş, dershane mafyasını zengin etmiş, öğrencilerin umutlarını, kaderlerini ve geleceklerini çalmış; daha da önemlisi, gençlerin en verimli ve üretici oldukları dönemde hayatlarını engellemiştir. BİR ÖSS KARŞITI MİTİNGİN ANIMSATTIKLARI Birkaç yıldır olagelen ÖSS karşıtı mitingler ve eylemler bu sene de yapıldı. Mitinglerin ve eylemlerin ÖSS karşıtlığı temelinde mücadeleye çağırma nitelikleri anlamlı olarak görülse de ve yeni bir genç kuşağın eğitim sistemine karşı fiili mücadelesinin varlığı önemli olsa dahi mücadelenin içindeki anlama bakmak gerekiyor. Bu bir gerekliliktir zira YÖK’ün kuruluşundan beri sinüs eğrisi biçiminde gelişen öğrenci muhalefeti, yeniden ve doğru temellerde yapılanmadıkça, bu dillere destan olmuş eğitim sistemine karşı tutarlı bir mücadele sürdürmek olanaklı değildir. Öğrenci hareketine sol’dan bakış, genel olarak bir öğrenci hareketi perspektifinde değil, örgütlere kadro bulmak düzeyinde olmaktadır. Bu bakış açısı, bağımsız bir öğrenci hareketinin önündeki en büyük engellerden biri olmakla birlikte, ezilen öğrenci gençliğin kendi özgün mücadele tarzını da üretmesini engellemektedir. İstanbul’daki mitingde yaşananlar ne yazık ki bunu doğruluyor. İki grup arasında çıkan grup çıkarlarına bağlı şiddetin ÖSS’ye karşı yürütülen mücadele ile bir ilgisi olamaz. Zaten soyut bir ÖSS karşıtlığı, teorik ve pratik düzlemde bir kurucu misyona dayanmadığı için, ne gençliğin hayat’ı yaşayışında gerçek anlamda bir radikalizm sunmaktadır; hem de gençliği gerontokratik iktidarların kitleleri haline getirmektedir. Oysa gençliğin kendi bağımsız mücadelesini inşa etmesi, var olan kapitalist iktidara olduğu kadar onun bütün türevlerini birleştiren gerontokratik iktidarlara karşı da bir mücadeledir. Gençlerin ÖSS karşıtlığını hayatın monotonluğuna ve eşitsizliğine karşı mücadelede birleştirmek soyut yıkıcı söylemin değil, reel ve kurucu politik etkinlikle mümkün görünüyor. Bu politik kuruculuğun ilk düzlemi de teorik olandır. Yıllardır, ülkedeki makro gündemlere karşı teorik (ya da gerontokrasinin tezleriyle) açılımlar yapan gençlik, neden kendi ‘gerçek’ alanına dair teorik açılım geliştirememektedir? Eğitim sisteminin yapılanmasını en ince uluslararası bağıyla açıklayabilen gençlik, neden mikro düzlemde kendi manifestosunu oluşturamamaktadır? Bu soruların cevabı oldukça açıktır: sol’dan bakan gençler, radikal kurucu politiklik yerine, soyut ve yıkıcı politiklikle kendilerini ifade etmektedirler. Gerontokrasinin tezlerini ve mücadele biçimlerini kendileştiren gençlik, bağımsız bir öğrenci muhalefeti yaratmak yerine kolay olanı, makro düzlemde soyut ve geçersiz bir öğrenci hareketini yeğlemektedir.(ya da bu ona çizilen sınırdır ve o bunu yeğlemek durumundadır) BAĞIMSIZ ÖĞRENCİ HAREKETİ Bağımsızlık, iki düzlemde mümkün olacaktır; hayatı ve an’ı kuşatan vahşi kapitalizmden ve bilgi ve tecrübe erkini elinde bulunduran gerontokratik iktidardan! Bağımsız öğrenci hareketi, kelimenin gerçek anlamıyla bağımsızlığını sağlamak için, kendi manifestosunu ve kendi mücadele ilkelerini oluşturmalıdır. Bu mücadele ilkeleri, kapitalizmden bağımsız oluşu itibariyle, zaten, bütün ezilenlerin safında yer alacak ve onlarla doğrudan veya dolaylı ilişki geliştirecek mahiyette olacaktır. Bağımsız öğrenci hareketi, gerçek anlamda bir muhalefeti inşa edebilir. Soyut yıkıcılık ve dinsel vaatlerin yerine, radikal teorik-pratik kuruculuğu ortaya çıkarabilir. Ezilenlerin bütün kategorilerinde olduğu gibi, gençlik kategorisinin de yaratıcı kudreti, kendi kaderini tayin hakkında ve gerçek bir öğrenci muhalefeti yaratma sorununda oldukça yeterlidir. Gençliğin, geleceğin sahiplerinin, bugünden radikal bir kuruculuğa girişmesi, hem bugünün eğitim sistemine karşı gerçek bir mücadele inşa etmesi, hem de yarının dünyasının özgürleşmesi açısından hayati bir öneme sahiptir. Hatta bu cümle yetersizdir; bu kaçınılmazdır. Gençliğin yaratıcı gücü, özgür bir toplum için önemli bir adım olacaktır. *Genç-Senli bir öğrenci 15 Haziran 2008 |