Yazdır E-posta

İki portre bir memleket

İyi ki varsın Necmi Abi

 

Malum ve ne mutlu ki Türkiye de, uygarlık tarihinin en şanlı ülkelerinin (ABD ossun, AB ossun) aralarında yerini almaya doğru tam gaz ilerliyor. Ülkeyi kimlerin gaza getirdiğiyle ilgilenmekten, bazen gözümüzün önünde olup biteni göremiyoruz. Oysa aramızda bir Matrix kahramanı bile var

 

Barış YILDIRIM

 

Hollywood ne anlar Antep’ten?

Mevzu şu ki Gaziantep’te bir Hollywood sergisi açılır. Sergi açılınca ne olur, elbette ki içinde Hollywood filmlerinde kullanılan şeyler, tam 55 parça hem de. Antep’in kültürel hayatını canlandırma girişiminde elbette ki halkım da yerini alır. Gider Brad Pitt’in Dövüş Kulübü’nde giydiği kürk, Jim Carrey’in Sil Baştan filminde giydiği pijama, Testere filminde kullanılan testere ve kanlı tişört ve Saw filminde kullanılan kayıt cihazı, Rocky Balboa’nın film afişindeki kostüm, Matrix filminde Keanu Reeves’in giydiği mont ve gözlük.

 

Tabii öncelikle bu kültürel etkinliği organize edenlere sormak gerekir. Ne bekliyorlardı acaba? Halkımın pijamaya bakıp, ‘vay be’ demesini mi? İşte bu Rocky’nin donu! Eee. Biz heyecanlanmayız ki bunları görmekten; aksine şöyle diyaloglar yaşanır evimizde:

 

Genç kız: “ Baba ben Hollywood sergisine gidecem."

Baba: “Ne sergisi kız. Otur oturduğun yerde. Bok mu var?”.

 

Sadece gider cep telefonlarımızın kamerasına kayıt ederiz. Bu arada kameralı cep telefonlarının icadı, insanları sağda solda kullanmayacakları belgeleri toplamaya alıştırdı (Veli Küçük sendromu). Tanık oldukları, kaza, kavga, cinayet ne varsa hemen kamera arkası bir durum yaratıyorlar kendilerine. Sonra gidip evde sinevizyon gösterilerinde detaylı şekilde sinevizyonla çubukla falan ev halkına brifing veriliyor mu bilinmez ama şöyle anlatılıyor olsa gerek: “Abi dün yolda giderken, bir adama 4 kişi bir saldırdı. Nasıl dövüyorlar adamı. Tekme, tokat eşek sudan gelene kadar dövdüler. Ama dur abi, ben iyi anlatamadım akşam bize gel izletirim sana sinevizyonda”.  İşte serginin Antep’e kültürel katkısı bununla sınırlıdır; belki organizatörleri yanıltan şey de budur. Brad Pitt’in giydiği kürkü bile getirdik Antep’e diye övünür muhtemelen organizatör ama umrunda değildir Antepli’nin. Cep telefonunda kaç megabayt yer tutar, onu o ilgilendirir; bir de sergiden ne ‘çıkarabileceği’.

 

‘Şehre bir gün bir Matrix gelir’

Ama sergide başka bir şey daha olur. Hollywood kültür mirasına çok da saygı duymadığı anlaşılan bir zat, Matrix’in gözlüğünü sergiden araklar. ‘Ahan da aldım vallaha’. Kodunsa bul. Bence organizatörlerin işgüzarlığına verilmiş, tokat gibi bir yanıttır bu. Belki de Antepli bıçkın delikanlılardan biri, ulan hep bu gözlüğü istiyordum, hep onu taklit ediyordum diyerek takar gözüne gözlüğü çıkar gider. Artık mahallede kızlara hava mı atar, kendisine bir Trinity, bir Morpheus mu bulur, beyaz tavşanı mı sayıklar bilemeyiz ama arkadaşlarını kolay kolay inandıramayacağı kesindir. “Necmi abi aynı Keni Rivus’a benzemişsin Allahıma.” “Oğlum zaten onun gözlüğü, dayımın oğlu Amerika’dan gönderdi”, “Bırak abi ya zaten ben olmuşum  Matrix, yeme bizi...” Derken yoldan geçen biri müdahil olur muhabbete, ne de olsa Antep küçük yer herkes birbirini tanır, “Vay Yakaroğlu. Abi akşamları çıkar istersen o gözlüğü”. “Trinity’den haber bekliyorum.”

 

Tabii afilli delikanlının o gözlükle yakacağı genç kızların sayısı kaç olacaktır o da belli değil. Mesela yoldan çarşıya giden kızlar dönüp köşebaşında bekleyen deri montlu Necmi’ye bakarak “Ay kız bu değil mi o?” ve “Aman salak işte. Boşver kendini bir şey sanıyo” yollu yorumlara meyledeceklerdir. Kimbilir belki de Necmi şehir meyhanelerinde içip içip geceleri Matrix anıları anlatacaktır (Berhan Şimşek Sendorumu –Deniz Gezmiş’i oynadıktan sonra kendini devrimci sanıp gidip CHP’li olmak.) “Necmi abi ne bu Matrix tam olarak”. “Bir hayat felsefesi, bir bakış açısı, mod diyebiliriz kısaca, evet evet, bir moddur Matrix”. “Zehra yenge ne diyo bu meselelere abi”, “O da anlayacak sonunda onun ben olduğumu”.

 

Bu kadarla bitmez Matrix’in maceraları. Gözünde gözlükle sokağa çıkar çıkmaz mahallenin çocukları peşine düşecek ve “Necmi abi nasıl kaçtın kurşunlardan abi” diyerek gaz vereceklerdir delikanlıya.

 

Bu arada ‘hırsız’ın ya da eylemcimizin arkasında hiçbir iz bırakmadığını ve gözlüğün sırra kadem bastığını da söylemeye gerek yoktur herhalde.

 

Ya testere çalınsaydı

Bir de çalınan gözlük olması enteresan. Necmi abi gözlüğü çalıp hava atadursun, ya bir uyanık testereyi çalıp Antep sokaklarında hava atmaya kalksaydı. “Ulan testereye bak be; ne adam kesilir bunla.” Kimbilir kaç kişinin kolunu bacağını bulacaktık çöp tenekelerinde, bir de yetmez, çok sevgili ana bültenlerimiz korku filmine dönüşecekti hemen. Bir Ali Kırca Antep Canavarı’ndan bahsedecek, Sadettin Teksoy’u bile özleyecektik. Üst üste bindirmelerle, “testereli katil insanların bacaklarını koparıp çöpe atıyor” cümlesi eminim izleme rekoru kırardı. Çekirdek yiyen hanımlar, ‘hep kadın bacağı kesiyormuş’ diye ayak uyduracaklardı konuya. Tabii tek ihtimal testere değil. Örneğin, Brad Pitt’in kürkünü giyenin nasıl bir hal alacağını ise hayal bile edemiyorum.

 

Yüce Germen ırkı

Peki bizim ülkemizde herkes bu kadar neşeli midir? Hayır. Bir de bu ülkede Germen ırkından gelen insanlar vardır. Modern olduklarından emin, yaşamın en gereksiz tip ve türleri olmalarına rağmen burunlarından kıl aldırmayan, insanı ‘salak’ sözcüğünü kullanarak kibirli bir konuma ulaşmaya doğru provoke eden tiplerdir bunlar. Bu tiplerin en büyük özelliği ise “işte Türk işi bu kadar olur”, “biz adam olmayız” gibi lafları ağızlarından düşürmezken, işlerine geldiğinde ya da hayat onları ilk silkelediğinde Türklüklerine sığınmaları olur. Bu tipe örnek, Neco’nun mağdur eski eşi ve Posta gazetesinin yeni Güzin Abla’sı Oya Germen. Hani kızı envai çeşit ‘en ünlü, gözde ve akıllı erkekle’ fink atarak kendi gözdeliğini ve akıllılığını ispatlamış, uğruna Nişantaşı’nda kafe basılmış, bağımsız kadın Ayşe Özyılmazer’in (mi neydi) annesi.

 

Bu ülkede ailesinden, çevresinden bir tanıdığı olup da oraya buraya tutunmuş insanların yedi sülalesi her türlü ‘mevkiye’ ulaşma şansına sahiptir. Neco’nun ‘modern ve Atatürk kadını olması’ ile övdüğü kızı (İslamcıları daha iyi anlıyorum bazen) birden köşe yazarı olarak karşımıza çıktığı gibi, Gülben Ergen’in de ‘can dostu’ olduğunu öğrendiğimiz Oya Germen, Güzin Anneliğe başlıyor. E malum, 40’ından sonra azan kocasını teneşir paklamadı ve o da kendisini terk edip genç bir kadınla evlenince ve hatta üçüncü bir çocuk peydah edince, kadıncağız biraz horlandı ve ortaya rantı yenilebilecek bir alan çıktı. Hem kendisi hem gazete yiyecek bu alanı şimdi.

 

“Elemtere fiş, kem gözlere şiş”

Germen ırkının bu güzide insanının hikayesine bakalım bir de şimdi. Kadını görür görmez Neco’nun firar edişinde haklılık payı olduğuna ikna olanların varlığı hiç de az değil. Bir sandık kurulsa, bir yüzde 47 de Cumhuriyetçi cahil (cahil olmadığından emin olan zırcahil anlamında) Neco çıkarır kesin. Ama Oya Germen, hiç de öyle düşünmez. Tamam her erkek biraz karısını aldatır, gider başkalarıyla düşer kalkar ama geri evine döner. Zira evlerinde kocasıyla ne kadar da mutludur. Adamın birlikte geçirdikleri 40 yılın 20’sini kaçmayı hayal ederek geçirdiği Neco 60 yaşına kadar boşanmamış da 60’ından sonra niye boşansın gül gibi karısından. Bunun arkasında başka nedenler olmalıdır mutlaka. Vardır da. Olayın peşini bırakmaz Oya Germen ve o nedeni bulur. Neler olduğunu Vatan gazetesinin haberinden okuyalım:

 

Mezardan büyü çıkardım

Oya Germen, yaptığı açıklamalarla herkesi şaşkına çevirdi.
Bu sabah Gülşen Yüksel ve Müge Dağıstanlı'nın sunduğu " Orada neler oluyor" programına katılan Oya Germen, yaptığı açıklamalarla herkesi şaşkına çevirdi. Son iki yıla kadar çok iyi giden evliliğinde sorunlar çıkması üzerine bir falcıya giden Oya German "O kişi bana evliliğimizin bozulması için büyü yapıldığını söyledi. Hatta büyünün de Bodrum'daki mezarlıktaki tam yerini söyledi. Ben de hemen uçağa atlayıp Bodrum'a gittim. Sabahın köründe ayağıma galoşları giyip kazma kürekle mezarı açtım. Gerçekten de o kişinin dediği gibi iki tane büyü buldum. Kimin yaptığını bilmiyorum ama zaten evliliğimi de kurtaramadım" dedi.”

 

Yaa gördünüz mü. Bulacaksınız bir falcı, o size büyüyü tarif edecek, siz de atladığınız gibi uçağa doğru mezarlığa. Üstelik büyünün yapıldığı yer de Bodrum. E oranın mezarlığına da galoşla girilir ama. Bulursunuz ama işte büyü papaz büyüsüdür. Neco’yu eller alır.

 

Bana yazın

İşte böyle sevgili okurlarım. Oya Germen, reyting yarışlarında AB grubu olarak tabir edilen, aydınlanmacı, Cumhuriyetçi kesimlerin hiç yadırgamadan bağrına basabilecekleri, komutanlarımızın Atatürkçü olmasıyla gurur duyabilecekleri bir kadın. Necmi abi içinse bu tür bir garanti asla mevzu bahis değil. Kendisi, herhangi bir siyasal, sosyal hareket tarafından şu ya da bu şekilde aşağılanmaya aday. Başbakanın azarlayacağı, komutanının mayın tarlasına sürmekte gözünü bile kırpmayacağı, İslamcıların günahkar, komünistlerin ‘küçük burjuva’ ilan edeceği bir vatan evladı. Yaptığı yanlışı tolere edecek insan sayısı bir elin parmaklarından da az muhtemelen. Yetiştirdiği kız, onunla bununla gezse sonu ‘kötü yol’da ya da mezarda sonlanacak türden- başka şansı olmayanlardan. Ama hala o, Germen ırkından çok daha canlı, yaşayan, gülen ve güldüren biri.

 

İyi ki varsın Necmi abi...

 

Güldüren haberleri yollayın gülelim, boşa gitmesinler:

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

01 Temmuz 2008

 

 
< Önceki   Sonraki >