|
Yüzde 99
“Yüzde 60’ı Müslüman olan…” deseler belki sesim çıkmayacak “Elhamdülillah Müslüman’ım.” Demekle Müslüman olunmuyor. Bayram ve Cuma namazları için kaç kişi camiye gidiyor? Kurban kesenlerin sayısı nedir? Hac için Mekke’ye gidenler kaç kişidir? Kaç kişi zekât veriyor? Beş vakit namaz kılanların toplam sayısı kaçtır?
Ahmet SONER
Söze “Yüzde 99’u Müslüman olan…” diye başlamıyorlar mı, tepemin tası atıyor. Neye dayanarak böyle sorumsuzca konuşabiliyorlar? Ülkeyi kapı-kapı dolaşıp anket mi yapmışlar? Varsa eğer, şu rakamları açıklasınlar. Nüfus daireleri, Türkiye’de doğan her çocuğa “T.C. İslam” damgası vurup kimlik dağıtıyor. Bunu yaparken, çocuğun anası ile babasına sormayı bile gereksiz buluyor. Türkiye’de yaşayan Hıristiyanların sayısı nedir? Sabetaycılar da dahil Musevilerin nüfusu ne kadardır? Süryaniler, Ezidiler, Ateistler kaç kişidir? Alevilerin sayısı kaçtır? Arayış içindeki gençler son yıllarda Katolik ve Ortodoks Kiliselerine akın ediyorlar. Kaç kişinin din değiştirdiği hiç araştırıldı mı? Onlara göre Müslüman olmayanların sayısı yüzde biri geçmiyor. Yani hepsini toplasanız bir milyon kişi bile etmiyor. Türkiye’de beş yılda bir insanlar evlerine hapsedilerek nüfus sayımı yapılır. 1990 yılına kadar yapılan sayımlarda insanlara dinleri ve milliyetleri sorulurdu. Kapı-kapı gezen görevliler genellikle o soruların karşısına otomatik olarak “İslam ve T.C.” yazıp geçerlerdi. 1990 yılına kadar ana dilleri de sorulurdu. İsteyen ana dili ile yabancı dilini yazdırabilirdi görevlilere. İnsanlar “Kürdüm”, “Ana dilim Kürtçe” ya da “Aleviyim” demeye başlamışlardı. 1990 yılında ve daha sonra yapılan üç nüfus sayımında bu tehlikeli sorular anket formlarından çıkartıldı. Bu yüzden yaklaşık otuz yıldır devletin elinde doğru ve sağlıklı rakamlar bulunmuyor. İşte bu belirsizliğe güvenip işkembeden atıyorlar: “yüzde 99’u Müslüman olan…” El insaf. “Yüzde 60’ı Müslüman olan…” deseler belki sesim çıkmayacak “Elhamdülillah Müslüman’ım.” Demekle Müslüman olunmuyor. Bayram ve Cuma namazları için kaç kişi camiye gidiyor? Kurban kesenlerin sayısı nedir? Hac için Mekke’ye gidenler kaç kişidir? Kaç kişi zekât veriyor? Beş vakit namaz kılanların toplam sayısı kaçtır? Dinin gereklerini yerine getirmeyenler Müslüman sayılabilir mi? Böyle elene elene Müslümanların yüzdesi otuza kadar iner bence. Türkiye’de yaklaşık yüz yıldır Alevileri Müslümanlığa asimile etmeye uğraş verilmekte, Alevi köylerine camiler yapılmaktadır. Oysa Alevilerin Müslümanlıkla uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Türklerinde Müslümanlıkla bir ilişkisi yoktur, çünkü Türkler Şamanist’tir. Araplarla tam 350 yıl savaşan Türkler, Müslüman olmamak için her yolu denemişlerdir. Boğazına kılıç dayanınca ya din değiştireceksin, ya öleceksin, başka seçenek yok. Yaşamayı seçen Türklere “Kılıç Müslümanı” denilir. Arapların Türklere “Türkmen” demeleri de o yıllara dayanır. Türkmen’in aslı “Türk-i iman”dır, yani inancını, dinini terk eden… Şamanist Türklerin bir bölümü Musevi, Hıristiyan, Budist ve Zerdüşt dinini kendilerine daha yakın bulmuşlardır. Çünkü bu dinlerde kılıç ve zorbalık yoktur. Oysa Müslüman Araplar orta-doğu, İran ve Kafkasya’ya cihat ilan ederek milyonlarca insanı kılıçtan geçirir, malını mülkünü yağmalar, sağ kalanları ise haraç ve kelle vergisine bağlar. Erdoğan Aydın’ın “Nasıl Müslüman olduk? Türklerin Müslümanlaştırılmasının Resmi Olmayan Tarihi” adlı kitabı, İslamiyet’in vahşet dolu 1400 yılını bir film gibi önümüze getiriyor. Önce Arap kabileleri arasındaki kardeş kavgaları, peygamberin ölümünden sonra halifelik mücadelesi, sonra mezhep savaşları, sözde İslamiyet’i yayma adına yapılan yağma, talan ve çapulculuk, köle ve cariye ticareti… Mutlaka okunması gereken bir kitap bu. İslamcı yazarların övgülere boğduğu İslamiyet’in içyüzünü daha önce Turan Dursun’un kitaplarından okuyup öğrenmiştik. Müslümanlığın hoşgörü dini olmadığı, sosyalizmle uzaktan, yakından ilgisinin bulunmadığı, şeriat uygulamasının çağ dışı olduğu çok net olarak kanıtlanmıştı. Diğer dinlerde zaman zaman reformlar yapılmış, çağa ayak uydurabilmek için değişikliklere gidilmiştir. Oysa şeriatçıların düşü 1400 yıl öncesine, peygamberin yaşadığı günlere dönmektir. Kılıç zoruyla Müslüman olan ulusların çoğu asimile olmuş, kendi dillerini, kültürlerini ve sanatlarını geliştirememişler, teknolojiye ayak uyduramayıp geri kalmışlardır. İslamiyet’te bilimin ve sanatın önü tıkalıdır. Resim ve heykel yasaktır. Sinema, tiyatro, edebiyat ve spor günahtır, haramdır. Mimar Doğan Kuban, “İslam sanatı denilebilecek tek sanat kolunun yazı, hat sanatı olduğu”nun altını çizer. Ünlü Fransız din bilimcisi Ernest Renan 1883 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta şunları söyler: “Aşağı-yukarı 775 yılından 13’üncü yüzyılın ortalarına kadar, yani beş yüz yıl boyunca Müslüman ülkelerde pek seçkin bilginler, düşünürler var olmuştur. Hatta denilebilir ki, bu süre zarfında İslam alemi fikri kültür bakımından Hıristiyanlık alemine üstün olmuştur… 1200 yılından sonra bir tek meşhur Arap filozofu yoktur… 1200 yılından sonra teolojik irtica iyiden iyiye galebe çaldı. Müslüman ülkelerde felsefe ortadan kaldırıldı… Astronomiye, yalnız kıble yönünün tayini için izin verilir… Gerçekte bir Müslüman’ı ayırdeden vasıf, bilim düşmanlığıdır, araştırmanın faydasız ve havai bir iş, hemen hemen dine aykırı bir meşgale olduğu yolundaki kanaatidir. Çünkü tabiat bilimi ile uğraşmak Allaha rekabet etmek demektir.” Kılıç zoruyla Müslüman olan Türkler, Osmanlı Devleti’nin Balkanları ele geçirdiği 15’inci yüzyılda Araplardan öğrendiklerini Balkan halklarına uygulamış, birçoğunu ölüm tehdidiyle Müslümanlaştırmıştır. Ölümden kurtulmak için dinini değiştiren Balkan halklarına “Ali Paşa Müslamanı” adı verilir. Aynı yöntem 1915 yılında Ermenilere karşı uygulamaya konur. Çaresiz din değiştiren Ermenilere de aşağılayıcı bir ad verilir: “Dönme…” Oysa kendileri de dönmedir, “terk-i iman”dır. Tek tanrılı dinlerin hepsi çok sonraları dünyaya yayıldığı için, bu dinlere inananların hepsi de dönmedir. Çünkü o insanlar daha önce çok tanrılı dinlere inanıyorlardı. Araplar da dönmedir, Museviler ve Hıristiyanlar da… Dünyada dönme olmayan, çok tanrıya inanan ilkel kabilelerden başkası yoktur. İslamiyet’in kendi içindeki savaş günümüzde de sürmektedir. Irak’da Sünnilerle Şiiler birbirlerini kırmakta, her gün onlarca insan katledilmektedir. Ayrıca şii gruplar da birbirine düşmüş, “Mehdi Ordusu” ile “Bedir Örgütü” her gün birbirlerini öldürmektedir. Bu nasıl bir hoşgörü diniyse artık… Bu gidişle yeryüzünde Müslüman kalmayacak. 04 Temmuz 2008 |