Yazdır E-posta

Ergenekon savaþý ýþýðýnda

Ýktidarýn geometrisi çemberin dýþý

 

 

Ýktidar bir yer deðiþtirme sanatýdýr. Koordinatlarýn yeniden ayarlanmasý, pozisyonlarýn sürekli kodlanmasý, eski kod sahiplerinin yerlerinden edilmesi ve yeni kodlarýn eskilere geçirilen ambalajlarla paketlenmesi. Sanat, bu paketlemedeki ustalýktýr. Sorunsa þudur: üzerinde kýyametin koptuðu bu çember nereden gelir?

 

 

Barýþ YILDIRIM

 

 

Ergenekon savaþýnda dikkat çekmeden geçemeyeceðimiz noktalardan birisi, medyanýn Ergenekon sürecinde ‘kabak’ gibi ikiye ayrýlmasý. Bu ‘kabak’ kimin hangi tarafta olduðunu o kadar eðlenceli bir halde gösteriyor ki; gülmemek elde deðil. Er Tuðrul, þerefsizlik semalarýnda yeni bir pike yaparak Ergenekon’un kasasý olduðu iddia edilen ancak handiyse ölüsüne bile haciz gelecek bir bilmem kim Okkýr’ýn hüzünlü hikâyesini iþledikçe iþliyor; cenazesinde çocuðunun hissettikleri üzerinden. Mevzu biraz iþlenip etkili olabileceði görüldükten sonra cevap ATV’den geliyor. ‘Türkiye’nin kanayan yarasý adli sistem’. Böylece, Erol Zavar ölüp giden bir Ergenekoncu sayesinde haber oluyor ülkede. Haberde, Zavar’ýn bu güne dek 50 kez ameliyat olduðu, 9 yýldýr kanserle mücadele ettiði ve 42 kiþinin daha benzer koþullarda cezaevinde olduðu anlatýlýyor. Yani, Ergenekon ‘demokrasi’ havarisi olurken, demokrasi havarisi olduðu için Ergenekon tekerine çomak soktuðunu ilan edenler þu mesajý veriyor: zulüm herkese eþit. Ýþte iktidar savaþýnda bir yer deðiþimi daha görüyoruz: dönmeye devam eden çember yasa deðiþtiriyor.

 

Dersimiz geometri

 

Daha önce hep gerici denilen Ýslamcýlar demokrat bir söylem tutturmuþ, Radikal, baþbakanýn Che tiþörtlü resmini basma yakýþýksýzlýðýný bile göstermiþti. Ýlerici olduðunu sanan ordu ise (sadece Kürt sorunu vb. konularýndaki tutum açýsýndan düþünülmemeli ilericilik, batýcý, aydýnlanmacý olmasý açýsýndan da deðerlendirilmeli) artýk gerici bir konumda seyrediyordu. Bak sen Allah’ýn iþine. Ne yer deðiþtirmeydi bu böyle. Ýktidarýn geometrisi. Üzerinde kafa yormamýz gereken buydu. Bu geometride yeni bir eðim söz konusuydu. Ýktidar odaðý olmaya baþlayan hareket, iktidara uzanan hareket, eski bir deðere (demokrasi) yeni bir anlam (neo-liberal yavþaklýk) kazandýran AKP, eski deðerle birlikte tepetaklak olmasý kaçýnýlmaz görünen Ordu ve onun silahlarýndan kendisi için yararlanmayý ilke edinmiþ kesimlerin yerini alýyordu. Ve aldý. Aldýktan sonra ikinci bir yer deðiþtirme daha gördük. Bu yer deðiþtirme, iþte yukarýdaki örnektir. Artýk demokrasi isteyen Ergenekoncular zulümde adalet daðýttýðý iddiasýnda olan iktidar ise Ýslamcýlardýr. Döngü tamamlanmýþtýr. Gerisi, zaferin ilanýdýr ki, eskiden kanlý mý kansýz mý olacaðý tartýþýlan zaferin kendisiyken, artýk bu tartýþma bu ilan sürecine kadar ilerlemiþtir. Zaferin ilaný kanlý mý olacak kansýz mý?

 

Bu döngü, bize iktidarýn halkasýný gösteriyor. Bir halka nasýl döndürülür?

Burada bize düþen þey, bu yer deðiþiminin, iktidar geometrisinin, söylemin iktidar savaþýndaki yerinin tespitinden fazlasý deðildir. Çünkü söylemimiz, ilk eylemimizdir. Zira ucu eðik bir namluyla ateþ etmek sadece faydasýz deðil ayný zamanda sýkýcýdýr da. Öyleyse devrimci geometrici Spinozalar, Nietzscheler gibi çember ustalarý yetiþtirmek gerekmektedir.

 

Sezar’ýn hakký Atatürk’e

 

Ýktidarýn bu geometrisini akýlda tutarak bakalým bir de yaþanan bazý geliþmelere.

Ergenekon soruþturmasýyla ortaya çýkan yeni þeyler mide bulandýrma aþamasýna geçemedi henüz. Çevrilen dolaplarýn iðrençliðini, generallere dokunulmasý bozuyor. Generallerin ne iþler çevirdiðine þaþýrmýyoruz çünkü bunu bilmesek bile kestirebiliyoruz toplum olarak. Ýþimize geldiðinde tüm benliðimizle kavramamýz an meselesi olacak türden. Yolsuzluklar, çýkarlar, halkýn evlatlarýný mayýn tarlalarýna sürmeler... (Bkz. MHP’nin Fetret Devri uyarýsý: Çakacak bir kývýlcým, memleketin her yanýna yayýlabilir. 2006 sonbaharýnda birçok devrimcinin derdest edilme gerekçesi iþte bu öngörüydü).

 

Ama bizi þaþýrtan,  birilerinin, üstelik pek de bir þey deðiþmemiþken, kapýyý çalýp onlarý evlerinden almasý. Emekli memekli. Örneðin Kenan Evren de emekli ama kimse kendisine bulaþmýyor. Ne oldu da Þener Eruygur gibi Hurþit Tolon gibi güzide paþalar tutuklandý? Memleketi þaþýrtan bu. Dairenin ters yönde dönmeye baþlamasý. Yoksa biz zaten o çemberin içindeyiz. Ama çemberin üzerinde neler oluyor hiçbirimiz emin olamýyoruz bundan. Þaþkýnýz.

 

Bu þaþkýnlýk baþka haberlerle de sürüyor. Mesela, meþhur Gençliðe Hitabe’yi meðerse Mustafa Kemal’in yazmamýþ olmasýymýþ da onu Ýsmet Ýnönü’nün yazmasý imiþ. Tam ve gerçek bir Cumhuriyet söylencesi hikayesi.

 

Oral Çalýþlar’ýn Ecevit’ten dinleyip aktardýðý hikayeye göre Mustafa Kemal Nutuk’u yazýp bitirince Ýsmat Paþa’ya okutmuþ ve görüþ almýþ. O da böyle bir eserin gençlere hitap eden bir yazýyla bitirilmesinin daha uygun olacaðý görüþünü bildirmiþ kendisine. Bunun üzerine demiþ ki Ata: “o zaman sen yaz uygun bir þeyler, ben bakarým.”  Ýsmet Paþa bunun üzerine Gençliðe Hitabe’yi kaleme almýþ ve Ata basmýþ altýna imzasýný.

 

Hakikat söylencesi

 

Tabii haber pek bir Atatürk yýpratma amacý taþýyormuþ gibi duruyor. Zira çemberin organizasyonunda pürüz çýkarabilecek türde bir iddia. Söylemin düzenine ters. Ama bir yandan da gerçek bir Cumhuriyet tasviri. Mustafa Kemal, daha çok imajla ilgilidir. Sen yaz getir ben bakarým. Bir tür yaveri gibi davranma söz konusudur Ýsmet Paþa’ya. Ýsmet Ýnönü ise idealist vatansever pozundadýr. Çakar çivi gibi bir hitabe getirir. Ýþte Mustafa Kemal’in bu tavrý Cumhuriyet’in tavrýdýr. Cumhuriyet iþin aslýyla ilgilenmez. Ne denebileceði ve denemeyeceði ile ilgilenir. Örneðin, iþkence olup olmamasý çok önemli deðildir ülkede, ama bunun söylenmesi hayati öneme sahiptir. Kürtlerin Türklerle eþit olmasýnýn hiçbir önemi yoktur ancak Kürtler eþit olmadýklarýný iddia edemezler, öyle gerekmektedir. Eþit olduðuna kesin iman. Eþit olmadýðýný bile bile. Mustafa Kemal için de mevzu budur. Eserin altýna atýlan imza önemlidir. Oysa iki kurucunun tek kitapta bir araya gelmesi de anlamlý bir jest olabilirdi. Ama o lider olarak kendisinin anýlmasýný ister. Ýnönü ise bu egodan feragat etmeyi bilir. Devlet adamlýðýdýr onun ki. O içeriðe önem verir. Savunusu, kendi pozisyonu için getirdiði izahat budur. Bu nedenle hakiki devlet mekanizmasýnýn dýþýnda kalmasý çok da uzun sürmez.

 

Haberle birlikte Atatürk’ü yýpratýyorlar paranoyasý hemen baþladý. Sanki Ýsmet Paþa yazdý deyince, zaten Atatürk yazamazdý deniyor ya da Atatürk’ün yaptýðýný zannettiðimiz diðer eylemlerine iliþkin de bir merak baþlar korkusu yayýlabilir hale geliyor. Ama bu haberden daha ilginç olan bir þey daha vardý. “Madem öyle niye Ecevit yaþarken açýklamadýn” denilince Çalýþlar, “22 yýl önce de bunu açýkladým” deyiverdi. Yani ki bu iddia 22 yýl önce de dile geldi ama her þey eskisi gibi devam etti, çember aynen döndü. Ýþte Cumhuriyetimizin gücü. O ne dediyse o olur, çember ona göre ve her ortamda, her türlü gerçeðe raðmen döner.

 

Ergenekon’un tekeri

 

Peki bu Ergenekon çemberi kendi içinde nasýl dönüyor onu da bir irdeleyelim. Ama yaþayan iki örnek ve düzlem üzerinden. Birisi halk katýndaki derin bilinç olarak Ergenekon çemberinin dönüþüne, ikincisi de kendi içindeki dönüþüne bakalým Ergenekon’un.

 

Ýlk örnekle, hem Ergenekon hem de Cumhuriyet için hayati önem taþýyan ordumuzun da dahili olmayý bir þekilde baþardýðý bir baþka marifete göz atalým. Haber, realist.gen.tr diye bir inetner sitesinden:

 

“Kýrkpýnar'da baþpehlivanlýk için güreþen, geçen yýl Hindistan'da yapýlan Ordulararasý Askeri Olimpiyatlar'da dünya üçüncüsü olan milli güreþçi Recep Çakýr, ormana kaçýrýp tecavüze kalkýþtýðý 23 yaþýndaki G.C.'nin bekaretini parmaðýyla bozduðu gerekçesiyle tutuklandý.”

 

Görüldüðü gibi milli ve ata sporcusu ve asker sýfatlarýný taþýyan bir babayiðitten bahsediyoruz. Hani eþcinseller izlemeyi seviyor diye küplere binen Kýrkpýnar yaðlýsý bir erkekten, bütün devlet büyüklerinin gözdesi ‘taþ gibi bir delikanlý’dan. Olay sýradan gözüküyor, yani sýradan bir tecavüz olayý. Zira hepimizin izlediði gibi tecavüz artýk ülkemizde sýradan. Birine tecavüz edildiðini duyduðumuzda, sinirlenmesine sinirleniyoruz ya da bir takým tepkiler veriyoruz ama hepimiz de biliyoruz ki tecavüz ediliyor birilerine – çember rotasýnda. Ama bir tecavüz haberine özel ilgi gösterip yazýya almak için baþka nedenlerimiz de olsa gerek. Ýþte o neden AZ SONRA...

 

“Milli güreþçi Recep Çakýr, yeðeni Emin Toksöz ve arkadaþý Mehmet Hanedan ile G.C.'yi takip edip, çarþýya çýktýðý annesinin yanýndan 07 GB 938 plakalý araca bindirerek kaçýrdý. Takip edilebileceklerini hesaplayan 3 arkadaþ, ilçe çýkýþýnda Osman Þefik Delioðlu'nun kullandýðý baþka bir otomobile geçti.”

 

Görüldüðü gibi plan mükemmel hesaplanmýþtýr bir þey hariç: “Saklýkent dað yoluna giren aracýn lastiði patladý. Recep Çakýr kýzý araçtan indirip yeðeni Emin Toksöz ile birlikte ormana sürükledi. Toksöz direnen G.C.'nin kollarýndan tutarken, milli güreþçi Recep Çakýr tecavüze kalkýþtý. Ereksiyon olamayan güreþçi, iddiaya göre regl dönemindeki G.C.'nin bekaretini iþaret ve orta parmaðýyla bozdu. G.C.'yi yolda býrakýp Korkuteli'ne dönen milli güreþçi, genç kýzýn þikayetçi olmasý üzerine kýsa süre sonra jandarma tarafýndan yakalandý.”

 

Olayýn dikkat çekici yaný burada baþlýyor. Genç kýz ifadesine göre; ereksiyon olamadýðý için parmaklarýyla erkekliðini gösteren tecavüzcü, olayýn ardýndan iki kiþiyi arar. Birincisi babadýr ve ‘Tamam Baba oldu o iþ’ der. Yani ‘kýz artýk benim’. Ama telefonun açýldýðý ikinci unsur ise çok daha dikkat çekicidir: telefon edilen amirdir. Genç kýzýn ifadesine göre “Bir süre `amirim' dediði birileri ile görüþtü ve beni yol kenarýna çýkaracaðýný, almalarýný söyledi. Daha sonra jandarma geldi ve beni yol kenarýndan aldý.” Malum, vefalý komutanlar erlerinin ve askerlerinin gönül iþlerinin çözülmesinde de rol üstlenir, onlara bir nevi babalýk ederler. Ayrýca olaydan sonra gözaltýna alýnanlardan arasýnda mahalle muhtarý da bulunuyordu.

 

Tecavüzcünün kariyeri

 

Bunu da haberden aktaralým:  “Milli güreþçi Recep Çakýr, 2007'de Hindistan'da yapýlan Ordulararasý Askeri Olimpiyatlar'da güreþte dünya üçüncüsü olmuþtu. 2006 yýlýnda Kýrkpýnar'da baþpehlivanlýk güreþlerinde üçüncü olan Recep Çakýr'a madalyasýný CHP Lideri Deniz Baykal takmýþtý.”

 

Alýn size milletin bilincindeki derinlik olarak Ergenekon. Baba, muhtar, amir, muhalefet lideri, araba deðiþtirmeli planlar, milli, ordu, atalarýmýz ve ereksiyon ve ereksiyon olamama neticesi parmak kullanma kelimelerinin bir arada geçtiði baþka bir hikaye daha bulabilir miyiz acaba? Bir tek ‘fiili livata’ eksik. Milletin bilincindeki derin ergenekesyon, bu tecavüzcünün parmaklarýndadýr; ve cinsel organýmýza deðilse bile gözümüze, kulaðýmýza zaten sürekli abanmaktadýr.

 

Kim bu Ali Pur?

 

Gelgelelim Ergenekon’un iç döngüsüne. Bu haberde Sabah gazetesinden ki zaten Ergenekon hakkýndaki en ilginç haberler de bu grupta yer alýyor:

 

“Eski JÝTEM'ci Mümin Geleþ (35), Ergenekon soruþturmasý kapsamýnda tutuklanan 'Sahte Yeþil' Osman Gürbüz ile ilgili önemli iddialarda bulundu. Geleþ, "Ergenekon'un tepedeki isimlerinden biridir" dediði Osman Gürbüz'ün eski eþi Aysel Akbulut ile aralarýnda bir yakýnlaþma yaþandýðýný, bunun üzerine Gürbüz'ün kendisini tehdit ettiðini anlatýrken "Bana 13-15 milyon dolar civarýnda parasý olduðunu söyledi" dedi. Dava açmasý üzerine Gürbüz'ün araya Ali Pur denen birini soktuðunu belirten Geleþ "Ali Pur, Orhan Taþanlar'ýn (eski Ýstanbul Emniyet Müdürü) arkadaþý, Süleyman Demirel'in eski korumasý, Ýsmet Sezgin'in kirvesidir. Gürbüz'e açýlan kapýlarýn çoðunu Ali Pur açar" þeklinde konuþtu. Geliþ, Gürbüz'ün Ergenekon iliþkisiyle ilgili de þu açýklamalarý yaptý: "Gürbüz'ü Veli Küçük kullanýyordu. Kuvvayi Milliye Derneði Baþkaný Fikri Karadað kullanýyordu. En son yakalanan istihbaratçý albay kullanýyordu. Gürbüz'e tetikçilik yaptýrdýlar. Uyuþturucu madde kaçakçýlýðý yaptýrdýlar. Para trafiklerinde kullandýlar. Gürbüz'ü istihbarat birimleri eðitti. Onlar adýna çalýþtý. Daha sonra pis iþlere gayri meþru iþlere karýþtý."

 

Evet hikayemizde önemli olan unsur bu Ali Pur. Þahsiyet sadece Osman Gürbüz’ün deðil (ki bu þahsiyet, Ergenekonla iliþkisi olmadýðýný sadece adli bir suçlu olduðunu ancak Atatürk ilke ve inkýlaplarýna sonuna kadar baðlý olduðunu belirtiyordu kamuoyuna yazdýðý mektupta. Evet Atatürkçülük, bu ülkede en adi suçlularýn bile paylaþtýðý bir insan doðasý haline getirilmiþtir ve Ýsmet Paþa’nýn katkýlarý bu nedenle önemsizdir zaten) ayný zamanda Orhan Taþanlar’ýn arkadaþý, Süleyman Demirel’in korumasý, Ýsmet Sezgin’in kirvesi. Vay anam vay... Vali, Ýçiþleri bakaný ve cumhurbaþkaný, Ergenekoncu... Daha neler neler. Ýþte böyle örgütleniyor, böyle kollanýyor, çemberleniyor derin devlet.

 

Þu soruyla kapatalým yazýyý: Bu çember nasýl baðlanacak, sonuna vardýðýnda nasýl bir daire çizmiþ olacak. Elbette Amerikancý. Hem ordunun hem AKP’nin Amerikancý olduðunu ve ikisinin de ABD’nin ideal çizgisinin dýþýna evrilebilecek unsurlar taþýdýðýný biliyoruz. Öncelik orduda olmak üzere, bu süreci iki tarafýn daha saðlam birer ABD’ci haline getirilmesi süreci olarak görmeliyiz. Ama daha önemlisi, çemberin nasýl döndürüldüðünü, nerede döndüðünü ve hangi güçlerle birlikte döndüðünü görmek bizim iþimiz olmalý. Genel olarak çembere odaklanmayý daha fazla baþarabilmeliyiz.

 

Artýk, ‘ne içindeyim zamanýn ne de dýþýnda’ durumundan çýkmak, içinde de bulunduðumuz çemberin dýþýna da çýkabilmek gerekiyor. Aksi takdirde çemberin dönüþüne tanýklýk etmekten baþka þans olmayacak.

 

14 Temmuz 2008

 
< Önceki   Sonraki >