| Kadınlar EL ELE verince |
|
|
|
|
Kadın eylemlerinde çok sık duyduğumuz bir slogan vardır; ‘Dünya yerinden oynar kadınlar birlik olsa…’ Belki şu an dünyayı yerinden oynatamıyor kadınlar, ancak bir araya gelip sokakları dolduracakları, dünyayı sallayacakları günlerin umuduyla hızla birleşiyor. El Ele Kadın Derneği de kadınların gerçekten el ele vererek büyük bir emek ve özveriyle kurdukları bir dernek. Onlar yeni bir dernek, biz de yeni kurulan bir dergi olunca kadın sayfamız için ilk söyleşiyi onlarla yapmak istedik.
Özgür YURTTAŞ
Dernek fikri nasıl oluştu ve bu süreci nasıl ördünüz? Fikriye: Dernek kurulurken tanıştığımız şimdi yönetim kurulunda olan birkaç kadın arkadaşın ve muhtarımızın öncülüğünde böyle bir sürece girildi. Birkaç görüşme yaptıktan sonra ben de dahil oldum bu toplantılara. Dernek kurulmadan mahallede kadınlara gidip onlarla yoğun görüşmeler yaptık. Onların görüşlerini aldık, böyle bir dernek çalışması olursa nasıl bakarlar, nasıl karşılarlar diye. Tüm bunların sonucunda bu süreci başlattık. Hülya: Esasında dernek kurma niyeti ve çabası bir buçuk yıldır var. Ancak şimdi hayata geçirebildik, şimdi ete kemiğe bürünebildi. Bunun temel nedeni ekonomik sorunlardı.
Fikriye: Olumsuz hiçbir tepki almadık, görüşmelerimizde herkes 'yapın görelim, bakalım' dedi. Yani biraz sürece bıraktılar, biraz yapacağımız işleri görmek istediler. Gerçekten bir şeyler yapabilecekler mi yoksa lafta mı kalacak diye endişeleri vardı. Ama genel olarak kadınların böyle bir şeye ihtiyacı var, 'güzel olur' da dediler. Evde sıkıldıklarında, bunaldıklarında, gidip oturabilecekleri, kafalarını dağıtabilecekleri bir yere ihtiyaçları olduğunu söylüyorlardı. Erkekler kahveye gidiyorlar, orda iki oyun oynuyorlar, arkadaşlarıyla muhabbet ediyorlar ama bizim öyle bir şansımız yok diyorlardı. Burası bu açıdan bir sosyalleşme ihtiyacını da gideriyor. Böyle bir yer olduğu için sevinç duydular o yönüyle.
Fikriye: Derneğimiz eylül ayında açıldı. Dernek binamız çok harabe bir yerdi, tadilatıyla çok uğraştık. Sonrasında el ilanları bastırdık. Bizim sokağımızda her salı pazar kuruluyor, orada dağıttık ilanlarımızı. Esnaflarla görüştük, camlarına duyurular astık, pankartlar hazırladık, mahallenin belirli yerlerine astık. Yani kendimizi tanıtma çalışmaları yaptık ilk başta. Tüm bunların devamında ilk etkinliğimiz 24 Kasım’da yapıldı. Kadın sağlığı ile ilgili bir seminer düzenledik. Bir doktor arkadaşımız geldi, konumuz depresyondu. İlk etkinliğimiz olmasına rağmen katılım oldukça iyiydi. İnsanların birbiriyle kaynaşmasını sağladı.
Peki neler gözlemlediniz bu seminerde? Semineri nasıl değerlendiriyorsunuz ilk yaptığınız etkinlik olarak? Hülya: O etkinliğin dikkat çekici yanı bence şuydu. Aslında şu ana kadar bu tür derneklerin ulaşamadığı bir kadın kitlesi vardı. Bunlar kimdi; örneğin simsiyah kara çarşaflı bir kadın gelmişti ve çok çarpıcı konuşmalar yaptı. Eşinden yakındı, çocuklarıyla baş başa kaldığını ve çocuklarıyla iletişim sorunu yaşadığını anlattı. Onun gibi böyle bir sürü kadın vardı ve bence esas belirleyici olan buydu. Yani ulaşamadığımız, bir türlü aynı potada birleşemediğimiz bir kadın kitlesi vardı ve sorunları aynıydı. Buraya geliyor olmaları, bir kadın derneğinin varlığı onlara güç veriyor. Ve sorunlarını çok samimi bir biçimde anlatabiliyorlar.
Mahallenizdeki kadınların sizlerden talepleri neler. Sizlerin önümüzdeki dönemde bunlara dair projeleriniz var mı? Fikriye: Valla bu tip dernekleri biraz da yoksullara yardım dağıtan bir kuruluş olarak görüyorlar. Çünkü AKP bunun önünü açmış durumda. Gelen kadınlar ilk başta ne dağıtıyorsunuz diye soruyor. Biz dilimiz döndüğünce neden kurulduğumuzu anlatmaya çalışıyoruz kadınlara. Biz burada para pul dağıtmıyoruz kimseye, iş bulmuyoruz. Bizim burada yapmak istediğimiz kadınlarla birlikte kendi ortak sorunlarından yola çıkarak mücadele etmek. AKP’nin yaptığı gibi biz ne kömür, ne altın ne de erzak dağıtıyoruz. Yapabildiğimiz yardım ancak ikinci el ürünleri toparlayarak burada gerçekten ihtiyaç sahiplerine ücretsiz olarak ulaştırmak. Kadınların psikolojik sorunları çok, o nedenle ilk psikolog istediler. Biz de bu yüzden ilk seminerde buna cevap vermeye çalıştık. Mahallede oturan bir arkadaşımız gönüllü olarak haftada 4 saat ilköğretim öğrencilerine kurs veriyor ücretsiz olarak. 3-4 öğrenciyle başlamıştık şimdi 30 öğrencimiz var. Önümüzdeki dönemde bir kadın tiyatro grubu oluşturmayı, bir kadın müzik grubu oluşturmayı düşünüyoruz. Hülya: Bir de mümkünse bu ikinci el giysileri olabildiğince toparlamak. Biz aynı zamanda derneğimizin yan tarafını da tuttuk, orayı da bir biçimiyle ikici el giysilerle birlikte bir nahıl gibi değerlendirmeyi düşünüyoruz. Ama bunları tabii ki ücretsiz bir biçimiyle dağıtmayı hedefliyoruz. İlerde bir kermes ve gece yapmayı hedefliyoruz. Mart ayında derneğimizde ilk 8 Mart etkinliği olarak bir şenlik gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Onun dışında takı tasarımı yapıyoruz ve satıyoruz derneğe gelir amacıyla. Daha önce konuştuk ya, biz burada tabiî ki belediyecilik yapmayacağız. Balık tutup vermeyeceğiz kadınlara, balık tutmayı öğreteceğiz. Bir şeyler vererek değil dayanışmayı öne çıkaracağız, olandan olmayana doğru bir zincir oluşturmayı hedefliyoruz. En azından çeşitli işletmelerle, çeşitli sendikalarla ilişkiye geçip işsiz, ekonomik anlamda erkeklere bağlı, ev emekçisi kadınlara iş edinmeleri konusunda rehberlik yapmak ve bir iş ağı oluşturmak istiyoruz. Çünkü ev hanımı diye tanımlanan kadınlar aslında Türkiye’deki işsiz kadın, işsiz insan sayısıdır. Ona mesleki bir kılıf olarak ev kadını denmiştir ama aslında bunlar işsizlerdir. Dediğim gibi çalışmamızın ana eksenini yoksulluk oluşturacağı için bu iş ağını oluşturmak temel hedeflerimizden bir tanesi.
El Ele kendisini diğer kadın örgütlerine göre değerlendirdiğinde demokratik kadın hareketinin neresinde duruyor? Ülkemizdeki kurumlar demokratik kitle örgütü olduğunu söylüyorlar ancak ne tam olarak demokratik olabiliyor ne de kitleleri kucaklayabiliyorlar. Yani ikisinin de sancısını yaşıyorlar. Bu anlamıyla El Ele farklı mı veya farklı olma iddiası var mı? Hülya: Bu soruyu net olarak cevaplamak gerekirse, en basiti yönetim kuruluna bakmak lazım. Farkı burada. Yönetim kurulunda feminist olan, sosyalist olan, hiçbir siyasi görüşü olmayan, CHP’li olan, başörtülü olan kadınlar var. Yani ezilen kadın olma ortak kimliği ile burada bir arada bulunmaktalar. Temel hareket noktasını ezilen cins kadın olmaktan alıyorlar. Her konuda hemfikir olan kadınlar değil ama bir konuda hemfikir olan kadınlar çalışıyor burada. Kadınların yoksulun en yoksulu, şiddetin mağduru, sömürüyü iki kat yaşayan cins olduğu konusunda birleşiyoruz. Ve derneğimiz kendini örgütlerken, faaliyetlerini örgütlerken bu niyetle örgütlüyor. Yani kadınlar için bir şeyler yapan değil, kadınlarla birlikte bir şeyler yapan, kararları onlar adına veren değil onları da dahil eden bir bakış açısı var. Dolayısıyla baktığımızda bu yeni bir şeydir, yani kendini tavandan değil tabandan geliştiren bir projedir. Tamamen kadınlar bir araya gelerek bu projeyi geliştirmişler ve hayata geçirmişlerdir. Temel fark bura da bence. Bir de Hürriyet Mahallesi gibi emekçi bir semtte olması, buraya yaslanarak çalışmalarını yürütmesi çok önemli. Fikriye: Burası belli bir siyasi görüşteki insanların toplandığı bir yer değil. Her kesime hitap eden yani hangi siyasette olursa olsun, hangi görüşte olursa olsun hepsinin gelebileceği ve çalışma yürütebileceği bir dernektir. Yani o başörtülüdür, o açıktır diye bir ayrım gözetmiyoruz. Nitekim seminerimizde de her türden kadın vardı. Böyle bir yapı oluştu burada ve gelenler şaşırmışlardı. Her kesimden kadın vardı, işçisi de vardı türbanlısı da vardı, açığı da moderni de vardı; her kesimden kadının buluştuğu bir yer oldu burası. Nimet: Burası sırtını bir siyasal örgüte dayamıyor. Siyasal bir örgütün erkekleri karar alıp burada uygulamayacak. Burada kadınlar karar alıp, kadınlar uygulayacak. Hülya: Söylediklerimize ek olarak El Ele Kadın Dayanışma Derneği demokratik kadın hareketinin bir parçası olarak görüyor kendisini. Kadın sorununun sistemle bağını görerek ona karşı mücadeleyi hedefliyor. Ama aynı zamanda bugün var olan erkek egemen sisteme, erkek egemen değerlere karşı da bir mücadele verme perspektifimiz var. Yani bir kadın kocasından şiddet görüyorsa kadından yana tavır alır ve kadına gerekli hukuki ve psikolojik desteği sunar veya kadına aynı şekilde erkek egemen kültüre karşı da mücadele etmesi gerektiğini söyler. Bu anlamıyla bu tabi ki kaba anlamıyla bir erkek düşmanlığı değildir. Ama bugün ezilen bir cinsten bahsediyorsak bir de ezen bir cins vardır. Not: El Ele Kadın Derneği ikinci el kullanılabilir giysileri ihtiyacı olanlara ulaştırıyor. Derneğe ulaşmak için adres ve telefon: Hürriyet Mah. Parlak Sok. No:22/2 Çağlayan/Şişli (Çuhadaroğlu İlköğretim Karşısı) Tel: 0212 224 06 20
|







