|
Nalan ÇELİK, bu yazısında, Bergson felsefesi ve estetiği üzerinde duruyor, Bergson'un izinde "sanatçının işi" üzerine düşünüyor: "Hani bir bebeği kucağınıza bırakıverirler. Pazara kadar, markete kadar gideceğim diye. Çok basit gibi görünen bu iş ne kadar da ürkütücüdür. Pembe ayaklı, pembe elli, güzel kokulu çıkardığı seslerden, ne dediği anlaşılamayan bir dünya vardır, debelenip durur kollarınızda. Onu öyle güzel tutmalı, öyle dikkatli bakmalı, öyle güzel dinlemeli, öyle güzel oyalamalısınız ki, annesi döndüğünde gülümseyen bir dünyayla karşılaşsın. Dünyamızda böyle. Ona öyle göz kulak olmalıyız ki gülümseyen bir bebek gibi teslim etmeliyiz bizden sonrakilere."
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Onur ERYILMAZ
İnsanlar inanmadan yaşayamazlar. Ben sana inandım, Tezer. Ondandır şehvetle kucaklayışım hayatı. Yolları, şehirleri, evleri, gökyüzünü, yıldızları, düşleri, kışları, baharları, seni büyütüyorum içimde.
|
|
Devamını oku...
|
|
Onur ERYILMAZ
Tüm zamanları yaşadık Tezer. Tüm acıları, kaygıları, korkuları, basit bir aşk filmini izler gibi seyrettik. Yüreğimizde sevgiye, sevgilere, sevinçlere yer kalmadı. Ne hazin! Biliyorsun öyle değil mi?
|
|
Devamını oku...
|
|
Onur ERYILMAZ
Yaşlı kadın içeri girdi, kucağında iki iri odun parçasıyla. Saçları yağan kardan bembeyaz olmuştu. Demir sobanın üst kapağını maşayla açtı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Onur ERYILMAZ
Sızlanan insanları sevmedim ben. Gururlu oluyorlardı. Neydi gurur? Anlaşılmaz bir hırs, karşısındakine inat. Bu insanların işe yaramadıklarını düşündüm hep. Arkalarında ve önünde, kendilerinden habersiz bir pohpohlayıcı güruhla gezerlerdi. Gülüşleri saklı, ağlamaları uzak oldu bana.
|
|
Devamını oku...
|
|
Onur ERYILMAZ
Unutmayı sevenlerin coğrafyasında, dimdik ayakta durmayı seviyorum ben Tezer. Geçmişle hesaplaşarak bugüne varan, bugünü yoğurup, yarına taşımayı seviyorum ben. Tarihin içinde minik pir parça olmayı, o büyük bütünlüğü seviyorum ben Tezer.
|
|
Devamını oku...
|
|
Nalan ÇELİK
YAPMAMAYI YEĞLERİM... Bu günle çok uzun bir konuşma
Zaman 2008 sonu, Mekân: Dünya, bir apartmanın alt katı
|
|
Devamını oku...
|
|
Nalan ÇELİK -
Almanya'nın Aachen kentinin en kalabalık meydanında bir heykel vardır. Adı "Klenkes" tir. Latince'de beşinci parmak demektir. Hubert Löneke 1970 yılında yapmıştır bu heykeli. Üç küçük çocuk sırtlarını birbirlerine dayamış, kollarını havaya kaldırmış, onurla serçe parmaklarını uzatmışlardır. Serçe parmakları sanki en uzun parmakları gibidir
|
|
Devamını oku...
|
|
Ve kirlendi zaman. Kahinler, dünyanın sonu geldi dediler. Bir başkası medeniyetleri boğuşturdu. Ve insan, alık alık saatini kurmaya çabalıyor. İnsan’ın acıları unutma hızı, ışık hızını geçti. İnsan, zamanı süratle yenme kavgasında. |
|
Devamını oku...
|
|
Belki büyük bir gizin büyülü karanlığı yırtacak aç ellerini… belki –öğrendikten sonra hiçbir “giz”in sihri kalmaz- beklentilerini karşılayamaz, yarım kalırsın. Belki… umarsız bir söylenceye düşersin. Bu benimle ilgili değil, “biz”imle ilgili. Belki, ağırlığı örter “giz”imin; dolamazsın, etin ağlar, yüreğin burkulur. Sana bir “giz” versem, saklar mısın?... |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 2 |