|
Nalan ÇELİK, düzenin sis içinde bırakıp unutturduğu bir şairin dünyasına götürüyor bizi: "Enver Atılgan şiirlerinde, ülkemizin tarihine tanıklık ederiz. Şiiri özneliyle, yaşadığı alanla sınırlı değildir. Şairin öznesi, nesnelerle, öznelerle ilişki içindedir. Ülkenin tüm köylerini, insanını, çocuklarını içine alır."
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Rabia ŞENDAŞ
Çok izlenen, çok tartışılan şu meşhur Issız Adam üzerine bir yazı da Rabia Şendaş'tan: "Hikâyenin kahramanının adam olması ve adının ‘ıssız adam' olması kadın kahramanımıza haksızlıktır. Evet adamımızla başlar hikaye onun başına gelen bir şeylerle devam eder ve onla biter ama eğer filmin bir aşk hikayesi olduğunda hemfikirsek bu aşkın tek müsebbibi Ada'dır."
|
|
Devamını oku...
|
|
Nalan ÇELİK
Sanat, belirlenmiş mekân-zaman içinde kendi mekânını zamanını yaratmak, Gülhane parkında ceviz ağacı olup, insana ulaşabilmektir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Barış YILDIRIM
Yaklaşık 40 yıl önce "siz inanmayın bir gün değişir elbet/güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü"diye yazan Arkadaş Z. Özger'e bir gönülden bağlılık yazısı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Nursen URAL
Bütün sanat dallarının sözlük tanımı olduğu gibi; şiirin de bir tanımı olmasına karşın; Şiir Nedir?" sorusuna verilen tanımlamalar birden varsıllık denizinde yüzen gemiye dönüşür. Hangi limana yanaşırsa; bıraktığı yükten daha fazlasıyla ayrılır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Aynel ÖMER
Cumhurbaşkanının devlet ödülü verdiği isimlerden birisi Yaşar Kemal'di. 17 kurşunu yiyen ama ölmeyen İnce Memed'in ozanı... ‘Yaşar Kemal niye aldı ki bu ödülü' demek de mümkün ama o, ödülünü almaya gitti; parmağını sallaya sallaya, ‘Tek devlet, tek millet' demekten dilinde tüy bitmiş başbakana "Tekliğe kalmış bir dünya hapı yutmuş demektir" demeyi ihmal etmedi de...
|
|
Devamını oku...
|
|
Dünya edebiyatının değerli isimlerinden birinin, William Saroyan’ın 100. doğum günü kutluyoruz. Kendine has içten ve yalın üslubu, süssüz coşku dolu dili ile evrensel bir öykü ustası olan Saroyan, öykülerinde ‘insanı’ anlattı. Türkçede yayınlanan tek romanı olan İnsanlık Komedisi’nde de, öykülerinde kurduğu dünyayı yaşatmayı başardı. 100 yaşındaki çocuğun bu romanını Mustafa ÖZMEN değerlendirdi. |
|
Devamını oku...
|
|
Vüs’at O.Bener’i birçok yönden niteleyebiliriz. Türk öykücülüğünün birincisi, kara anlatının ustası, Tutunamayanlar’ın Süleyman Kargı’sı, Tehlikeli Oyunlar’ın Hüsamettin Tambay’ı, Oğuz Atay’ın kafa dengidir. Ancak birçok okuru için Bener, ‘Havva’ nın yazarıdır |
|
Devamını oku...
|
|
“Yakup Kadri gerçekçi bir yazar. Anadolu’nun en sıkıntılı döneminde bile umudunu yitirmemiş. İnsana ilişkin, topluma ilişkin güzel bir dünya düşü olan yazar. Eline kalemi aldığı zaman toplumsal gerçekleri göz önünde bulundurarak oluşturmuş romanlarını. Ama Ankara romanında Kurtuluş Savaşı’yla başlayan sürece öznel bakıyor. Sorduğu soru doğru: Anadolu’yu bu sömürücülerden, bu kan emicilerden nasıl kurtarırız? Çözüm: ‘Kemalizmin topraklarımıza iyi bir şekilde uyarlanmasıyla.’ Çözüm yanlış. Yakup Kadri gibi milyonlarca insan sorunun bu şekilde doğru çözümleneceğine inandı. Bu yüzden o dönemi, o dönemin insanını anlamak bakımından, Ankara romanı son derece gerçekçi bir romandır.” |
|
Devamını oku...
|
|
Bir romanın gücü, çağının en yakıcı sorunlarını en gerçekçi ve en yalın biçimde dile getirmesinden gelir… Mithat Cemal Kuntay’ın yazdığı Üç İstanbul romanı 1900’lerdeki Osmanlı İmparatorluğu’nu ve o dönemde ortaya çıkan İttihat ve Terakki’yi anlamak bakımından iyi bir kaynak. |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 2 |