|
Zeynep UZUNBAY
Oruç Aruoba, haiku ustası Başo'nun haikularını, Kelebek Düşleri adıyla Türkçe'ye kazandırdı. Derleyen de çeviren de kendisi. Kitapta, Başo'un ve öğrencilerinin, başka haiku ustalarının iki yüz yetmiş beş haikusu var. Ayrıca, haiku geleneğinin tarihsel gelişimi, beslendiği, özdeşleştiği düşünce biçimlerini bulmak da mümkün.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Nalan ÇELİK İlk kitaplarının yolunda onlarca kitap okuyarak ilerleyen, sorgulayan, dinleyen, anlayan, mücadele eden, başka bir dünya mümkün mü diyen çocuklar adına anımsayalım ilk kitaplarımızı. Bugün için, gelecek için. |
|
Devamını oku...
|
|
Zeynep Tümer, günümüzün önemli entelektüellerinden John Berger’ın mektup biçemiyle ördüğü yeni romanı “A’dan X’e” üzerine yazıyor: “Her ne kadar Aida’nın Xavier’e, hapishaneye yazdığı mektuplar olsa da elimizdekiler, bu hapishane dünyanın herhangi bir yerinde olabilir, Xavier, dünyanın herhangi bir yerindeki siyasi bir mahkûm olabilir. Anlatılan mücadele dünyanın herhangi bir yerinde süren mücadele olabilir…” |
|
Devamını oku...
|
|
Kemal Özer’in “Temmuz İçin Yaralı Semah /Yangın Şiirleri” kitabı susmayan bir tanığın haykırışıdır. Kemal Özer’in, kendi benini aşan, toplumsal sorunları irdeleyen, sorunların üstüne üstüne giden bir şairdir. Kitaplarında da bu tanıkları görebiliriz. Kemal Özer, yakın tarihin şiire dönüşmesidir. “Temmuz İçin Yaralı Semah / Yangın Şiirleri” de tanıktır. Sivas kırımının tanığıdır. Bu anlamıyla ele alırsak, Kemal Özer’in şiirleri irdelemek, Türkiye’nin yakın tarihini irdelemek anlamına gelir. Kemal Özer bir yanıyla çağının tanıyken, öbür yanıyla geçmişten geleceğe insanlığın yılmak bilmez sözcüsüdür. |
|
Devamını oku...
|
|
Bir insan sorunudur cana kıyma… Aynı zamanda insan çaresizliğinin korkunç bir görünümü… Yazar Jef’in işlediği cinayet üzerinde insanın geliştirmesi gereken yanlarının nedenleri ve nasılları üzerinde durmuş… Yargıda bulunmamış, yalnızca soru sormuş, hem Jef’e hem de bize… |
|
Devamını oku...
|
|
Nuray’ın yazdığı romanda, geçmişe, bu güne dair, iç konuşmalarında k. burjuva sınıfından, en çok bilincinden kurtulamadığını görürüz. K. burjuva bilincindeki insanların hep karasız, her an her şeyden kaçıp gidecekmiş gibi davranışlarına, kolaycı, küçük çıkarlara çabucak boyun eğiciliğine, kendilerini hep haklı görmelerine, insanlığın ortak deneyimlerini “ben, ben, ben” diye anlatmalarına bir kez daha tanık oluruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Eskişehirli bir grup 'arkadaş'ın çabasıyla çıkartılan Arkadaş Düşün ve Edebiyat Dergisi, yerelden genele ulaşmayı, özgünlüğü ve özgür olmayı hedefliyor. 'Arkadaş'ımızın çabasına destek olabilmek için Arkadaş Dergisi'nin tanıtım metni ve ilk iki sayısı için yazılmış olan giriş yazılarını yayınlıyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Halası da Nuray gibi gizli, emanet, suskun, hırsız gibi yaşıyordur bu evde, çoğunluk kadın gibi. Bağ evi, hem Türkiye’dir, hem dünya. Bağ evi ‘insan’ı; kadınıyla erkeğiyle, insanı unutmuş sınıfları anlatır. |
|
Devamını oku...
|
|
Aysel Özakın’ın “Genç Kız ve Ölüm” romanında, kadının kendisiyle hesaplaşmasını, kadının kadınla hesaplaşmasını, kadının erkekle mücadelesini, kadının var olduğu sınıfın (var olması istenen) mücadelesini bir bütünlük içinde buluruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Kitabın metalaştığı, yayınevlerinin içeriksiz, sabun köpüğü kitapları çoksatar süsüyle "pazar"a sunduğu bir yayın ortamında marksizmden beslenen, ilerici insanlık birikiminin değerlerini okurlara sunan bir yayınevi var: Yordam Kitap. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|