|
Onur ERYILMAZ
Geç kaldın diyor, çıkardığım paltomu asarken. Ellerim soğuktan morarmış. Gülüyorum. Güldüğümü görmeden mutfağa gidiyor. O halde suratımı asabilirim. O geç kaldın için. Nasıl olsa onu da görmeyecek.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Delil CİZRELİ
Saat gecenin bilmem kaçı. Kediler parkta oyun oynuyor, kaydıraktan kayıyor. Köpekler saklambaç oynuyor. Kuşlar yuvalarında, çatı aralarında tedirgin uyuyor. O evde neler oluyor?
|
|
Devamını oku...
|
|
Onur ERYILMAZ
‘Suskunluğun...!' Dedim. Demem ile de sonrasında dudaklarımdan çıkacak kelimeler ağzımda kayboldu sanki, yutkundum ve öyle kalakaldım. Garson benim boşumu almıştı, onunkine de şöyle bir göz ucuyla bakmış, gerisin geriye dönüp gitmişti.
|
|
Devamını oku...
|
|
Eylem CAN
Bibip bibip bibip bibip... Çift kişilik yatağın büzüştüğü sol köşesinde sıçrayarak uyandı Bilge. "Hay içine ediiim, böyle mi başlanır güne?" diye söylenerek, beş dakika sonra yeniden çalacak olan alarmı kapattı; yatakta dönüp gözlerini biraz daha dinlendirmek istedi, yarım kalan rüyasının orta yerine yuvarlandı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Eylem CAN
Gecenin en karanlık olduğu âna açtı gözlerini Güneş. Çalar saate sevgilisine sarılmışçasına sarılmış buldu kendisini, suçüstü yakalanmışların gülümseyişi yorgun yüzünde öğle gölgesiymişçesine dolaştı. Yatakta gerinerek, tutulmuş boyun ve kol kaslarını açmaya çalıştı. Saate takıldı kan çanağına dönmüş çakır gözleri; servisin gelmesine yarım saat kaldığını fark edince düşlerini sıcacık yatağın koynuna, bedenini gecenin soğuğuna bıraktı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Dilek YILMAZ
İş başı yapacağı matbaanın kapısına gelince, parmağına nişan yüzüğünü takmamış olduğunu fark etti. Cüzdanından çıkardığı yüzüğü parmağına geçirdi. Bu bir önlemdi onun için. Nişanlıyım deyince patron ya da diğer çalışanlar daha bir mesafeli yaklaşıyordu. Yoksa bir önceki iş yerinde olduğu gibi patron kendisine yaptığı kurlara karşılık vermediği için, bunun gurur sorunu yapıp ona zorluk çıkarabilirdi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|