|
Dini törenle uğurlanmak istemeyen Dağlarca’nın bu vasiyeti yerine getirilmez. İnadına yıkarlar, beyaz kefene sararlar, cenaze namazı kılarlar, büyük bir kalabalıkla Karacaahmet mezarlığına götürüp toprağın altına gömerler, imam başucunda dualar okur. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Sanat ile ticareti birbirine karıştırmamak gerekir. Para kazanmak amacıyla çekilen filmlerde derinlik olmaz, çünkü bu filmler soru sormaz, araştırmaz, eleştirmez, yüzleşmez, hesaplaşmaz. Hesabı ancak gişelerde yapar. Modalar geçicidir, bugün vardır, yarın yoktur. Sermaye modaları çok yakından izlemek zorundadır. Gerçek aydınlar, namuslu yazarlar modalara yüz vermezler. Gelip geçen rüzgarlardan hiç etkilenmez, hatta sözünü bile etmezler. |
|
Devamını oku...
|
|
Yarışma açanlar kimlerdir? Gazeteler, bankalar, holdingler, vakıflar, belediyeler ve bakanlıklardır. Her yarışmanın bir şartnamesi vardır. Yazılı koşullara uygun olmayan katılımcılar yarışma dışı bırakılırlar. |
|
Devamını oku...
|
|
Tophane fabrikası ustabaşısı Süleyman, Ahırkapı fabrikasından Osman usta ve ilk amele mebusu Numan Usta, 80 sene öncesinden günümüz işçi sınıfına sesleniyorlar: “Memleketleri biz inşa ederiz, yine haklarımız gasp olunur. Ey ameleler, eğer dünyada insan gibi yaşamak istiyorsanız birleşin.” |
|
Devamını oku...
|
|
“Yüzde 60’ı Müslüman olan…” deseler belki sesim çıkmayacak “Elhamdülillah Müslüman’ım.” Demekle Müslüman olunmuyor. Bayram ve Cuma namazları için kaç kişi camiye gidiyor? Kurban kesenlerin sayısı nedir? Hac için Mekke’ye gidenler kaç kişidir? Kaç kişi zekât veriyor? Beş vakit namaz kılanların toplam sayısı kaçtır? |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye’de Cumhuriyet döneminde üretilen konulu film sayısı yaklaşık 6200’dür. 85 yıldır çekilen bunca filmin içinde bir tane bile Köy Enstitüleri ile ilgili film yoktur. |
|
Devamını oku...
|
|
2001 yılında TÜRSAK Genel Kurulu, Okan Tapan diye birini başkan seçti. Ama her nedense bu şahıs, işlerinin yoğunluğu nedeniyle istifa edince vakfın başkanı Yiğitgil oldu. Son yedi yıldır vakfın başkanı ve genel müdürü Engin Yiğitgil'dir artık. 2004 yılında AKP'li Antalya Belediyesi ile yakın ilişkiler kuran Yiğitgil, Altın Portakal Film Festivali'nin düzenleme kurulu, icra kurulu ve danışmanlar kurulu üyesi olarak diktatörlüğünü ilan eder. Kırk yıldır düzenlenen festivalin düzenini altüst etmeye soyunur. |
|
Devamını oku...
|
|
Yeşilçam sinemasının siyah beyaz çekilmiş filmlerinin pek çoğunda İstanbul’a trenle gelen film kahramanları, garın önünde durup, şaşkınlıkla denize ve Avrupa yakasına bakmışlardır. Son yıllarda çekilen renkli filmlerde Haydarpaşa değil, otobüs terminali ya da boğaz köprüleri tercih ediliyor nedense. 1978’de yazdığım “Hayatım Roman” adlı televizyon dizisinin ilk bölümü de Haydarpaşa’da başlıyordu. Yazar olmak amacıyla Malatya’dan kalkıp İstanbul’a gelen İlyas Kudret adlı bir delikanlı, denizi ilk kez görüyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
Sinema seyircisi azalıyor bütün dünyada. Türkiye’de geçen yıl, bir önceki yıla göre beş milyon daha az bilet satılmış. Yeni açılan salonlarla koltuk sayısının artmasına karşın, satılan bilet sayısı azalmış durumda. |
|
Devamını oku...
|
|
“Bağımsız sinema” sözünü ilk kez 1960’lı yıllarda duymuştum. John Cassavetes’in ilk filmi “Shadows” (Gölgeler) için söyleniyordu bu söz. Nedeni şuydu; Yönetmen Hollywood dışında, New-York’da çekmişti filmi ve arkasında sinema tekelleri yoktu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|