|
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin "gizli yapısı" çok eskilere dayanır. "Teşkilatı Mahsusa"yı, "Karakol cemiyetini" Ergenekon'dan ya da asıl adıyla "Özel Harp Dairesi"nden ayrı düşünmek mümkün değildir
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Hüseyin Üzmez’i bir “Adli Tıp” raporu kurtardı. BUGÜNE DEK İŞKENCE YAPAN BİRÇOK POLİSİ VE ASKERİ KURTARDIĞI GİBİ... Bu yazıda Adli Tıp’ın “kurtaran raporları”na bizden bir örnek vermek istiyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
Şunu net olarak söylemek gerekiyor, işkence bir devlet politikasıdır. İşkenceden sorumlu olan sadece işkencecinin kendisi değildir. İşkencecileri yeterince sorgulamayan, onların hakkında takipsizlik kararı veren savcılar, işkenceciler hakkında dava açılsa bile beraat kararı veren ya da zaman aşımı gerekçesiyle davayı düşüren hakimler ya da işkenceyi belgelemeyen adli tıp hekimleri... Bunların hepsi bir sistematiğin parçalarıdır. |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye’de, sistem tarafından yaratılmış ve kitlelere dayatılmış olan resmi ideoloji, beyinleri adeta dumura uğratmıştır. Türkiye bir bakıma da, “düşünmeyenler”, “gerçeği aramaya çalışmayanlar” ülkesidir. Kendilerine dayatılan yalanları sorgulamaya yani düşünmeye başlayanlar ise, sistem tarafından “düşman” ilan edilirler. |
|
Devamını oku...
|
|
Geçtiğimiz hafta sonu, bindiğim bir taksinin şoförüyle yaptığım konuşma, bana Türkiye’de faşizmin ne kadar sıradanlaştığını, şovenizmin nasıl korkunç boyutlarda olduğunu bir kez daha hatırlattı. |
|
Devamını oku...
|
|
Biz kadınlar, mücadele etmedikçe, hiçbir erkek egemen yapı bize haklarımızı iade etmeyecektir. “Değiştirmek” için, siyasete müdahale etmemiz gerekiyor. Kadınlar, siyaset üzerinde denetim sağlamalı ve siyasette eşit imkânlara ortak olmalıdır. |
|
Devamını oku...
|
|
Hannah Arendt şöyle diyor; “total terör insanları birbirine ezdirerek aralarındaki alanı yok eder. Kendilerini ayrı bireyler olarak göstermeyen kendiliğinden harekete geçme imkânından yoksun insanların bir kişi olması ya da bir kişi olarak davranması olanaksızdır.” Yaşadığımız coğrafya da kadınlar ve toplumun büyük çoğunluğu açısından durum bu. BİREYLEŞEMİYORUZ. |
|
Devamını oku...
|
|
2007 yılına baktığımızda yine iç ve dış politikada yasama, yürütme ve yargı kurumlarında esas belirleyenin Genelkurmay Başkanlığı ve onun yerleşik zihniyeti olduğunu gördük. Bu zihniyet asıl olarak cumhuriyet öncesine dayalı “İttihat Terakki” partisi ve onun gizli teşkilatı “Teşkilatı Mahsusa” zihniyetidir. |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye’de sistemin temel sorunlarından biri hatta birincisi olan Kürt sorununda yaşanan gelişmeleri anlayabilmek için bence bütünüyle “resmi ideoloji” ve “resmi tarih” bakış açısından arınmış bir biçimde soruna yaklaşmak gerekiyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|