|
|
Hatice Eroğlu AKDOĞAN, medyanın sunduğu, şekillendirdiği, yön verdiği "kadınlık durumları"nı inceliyor, ortaya çıkan görüntüyü ‘kadın ve erkek dünyası'na bakarak eleştiriyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Nalan ÇELİK
Günümün büyük bölümü para, evrak getiren erkeklerle geçiyor. İşyerinde çalışan üç kadın daha var. Saçlarıyla anılıyor hepsi, birisinin adı kırmızı, bir başkasının sarışın bomba, ötekinin adı röfleli. Benim adım da siyah saçlı kadın. Tüm kadınların saçı boya. Onlar farklı, güzel olmak için ben yaşlı görünmemek için boyuyoruz saçlarımızı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Nalan ÇELİK
İlla ki bir urganla, giyotinle, silahla, dayakla, açlıkla ölünmez ki. Ataerkil düzen sıcak savaşın yerine soğuk savaşlar koyuyorsa, sıcak ölümlerin yerine de soğuk ölümler tasarlıyor her dakika kadınlar için
|
|
Devamını oku...
|
|
Özgür YURTTAŞ
Yaklaşık iki yıldır çalışmalarını sürdüren MEDİZ'den Melek Özman ile medyadaki cinsiyetçiliği ve MEDİZ'in çalışmalarını konuştuk...
|
|
Devamını oku...
|
|
Hatice Eroğlu AKDOĞAN -
Kadına yönelik şiddetin gittikçe magazinleştirildiği, tecavüz haberlerinin pornografikleştirildiği, çıplak kadın görüntülerinin gazete sayfalarını doldurduğu günümüz burjuva medyası kadın bedenini ve acılarını reyting malzemesi olarak kullanıyor. ‘Medyada Kadın' kitabının yazarı Hatice Eroğlu Akdoğan, 12 Eylül'le birlikte değişen medyayı ve kadınların medya için ne anlama geldiğini sorguluyor...
|
|
Devamını oku...
|
|
Işıl ALTINMAKAS -
"Normal" kavramının farklılaştığı, güzelliğin kozmetik ürünleriyle algılandığı şu günlerde artık moda, zayıf olmak. Hem de ölesiye zayıflık. Peki bu "moda"nın arka planında ne var? Işıl Altınmakas, bizi ‘anoreksiya nevroza' ve ‘beden faşizmi' ile tanıştırıyor. Altınmakas'ın, genç belgesel yönetmeni Aslı Ertürk ile yaptığı söyleşi de konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Taciz ve tecavüze uğrayan kadınların biraraya gelerek mücadele etmesini amaçlayan Taciz ve Tecavüze Son İnisiyatifi, Amargi bünyesinde faaliyetlerine başladı. İnisiyatif bileşenlerinden Aylin’in Mavi Defter için yazdığı yazıyı yayınlıyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Trajik sonlara mahkum edilmiş iki yaşam Sylvia Plath ve Camille Claudel… Bir şair, bir heykeltıraş... Dünyaya geliş koşulları farklı, varolma nedenleri aynı olan iki yaşam. 19. ve 20. yüzyıla damgasını vuran iki sanatçı, iki büyük usta. Kadın olmaları ve sevgilileriyle aynı mesleği paylaşmaları sanatçı kimliklerinden çok trajik yaşamları ve ölümleriyle gündeme taşımıştır onları. Hayatlarındaki erkeklerin gölgesi, yaşamları boyunca olduğu gibi ölümlerinden sonra da takip etmiştir onları. |
|
Devamını oku...
|
|
Televizyonun girmediği, yaşamın doğal sürdürüldüğü, Kürtçeden başka bir dilin ulaşamadığı mezralarda ve köylerde kimliği, dili, kültürü yaşatan ve aktaran kadınlardı. Bu sürece, mücadeleyle gelişen politik bilinç de eklendiğinde, Kürt kadınları değişimin–kimliği ve dili korumanın önemli taşları haline geldiler. |
|
Devamını oku...
|
|
Pervin Erbil tarafından kaleme alınan ‘Kibele’den Pandora’ya, Kadının Tarihsel Yenilgisi’ yalnızca kadının değil, mülksüz sınıfların da yenilgisinin tarihsel arka planınının özlü bir açıklanışıdır. İnsanlığın uygarlaşma serüveni ile iktidarın oluşum sürecinin özdeşliğini vurgulayan bu çalışma, üretim aletlerinin mülkiyetini eline geçirenlerin kadınları ve mülksüzleri baskılarken, inanç sistemindeki değişikliklerle yedeklenip yeni bir iktidar gücüne dönüşümünü, cins ve sınıf ayrımındaki kökleşmeyi ve zor’un kullanımını tekeline alan devletin ortaya çıkışını gözler önüne seriyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Her yıl on binlerce insan evlilik yoluyla yurtdışına gidiyor. Umutla çıkılan bu yolun sonunda genelde elde kalan hüzün, acı ve hayal kırıklıkları… “Paket Evlilikler – İthal Gelinlerin Yakarışları” kitabının yazarı Ezeli Doğanay ile bu tür evliliklerin nedenlerini, yaşanılan sorunları ve Avrupa'daki hükümetlerin buna dair politika(sızlık)larını konuştuk |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 3 |